Bülent Fidan: Marka Danışmanı, Genel Yayın Yönetmeni, İllüstratör

bülent fidan

Kariyer yolculuğunuzu lütfen kısaca açıklayabilir misiniz?

İşletme, tasarım ve iletişim okuyup, ardından yüksek lisans eğitimlerimi iletişim alanında tamamladım. Üniversite okurken başladığım ilk iş, bir tasarım ofisiydi. O zamanlar binaların dışındaki duvar reklamları dev brandalara çizilirdi. Dev Camel ve Marlboro reklamlarını hatırlayanlar vardır sanırım. Onlar. Keyifli bir dönemdi. Uçak hangarında dev branda boyanır, ardından vinçle duvara asılırdı. Ressamlar çalışırdı. Ardından bir reklam ajansında reklam yazarı olarak çalışmaya başladım. Kısa keseyim :) 2005 yılına kadar reklam ajanslarında reklam yazarı, yaratıcı yönetmenlik, reklam film yönetmenliği yaptım. Bu dönemde aynı zamanda dergi sektöründe de arada bir hem tasarımcı hem de editör olarak işler yaptım. 2005 yılında Türkiye’nin ilk “marka iletişimi ajansını” kurdum. Sonrasında reklamdan uzaklaşıp tamamen yayıncılık ve marka danışmanlığı üzerine çalışmalarımı sürdürdüm.

Kendimi bildim bileli çizerim. Tüm çalışma hayatımda illüstrasyon ve karikatür çizdim. Yurtiçi ve dışında 40 kişisel sergi açtım, 100’e yakın da karma sergide yer aldım. 2005 yılında Avrupa Birliği Mizah Müzesi tarafından “20. Yüzyılın Tüm Dünyada En Başarılı Yüz Grafik Mizahçısı” arasında seçildim. Karikatürlerim ve illüstrasyonlarım sürekli müze sergisine alındı. Halen iki yabancı ve bir yerli yayına editoryal illüstrasyon çiziyorum.

 

Şu an yaptığınız meslekte çalışmak istediğinizi ne zaman ve nasıl keşfettiniz?

Bu tamamen bir tesadüf ve zorunluluktu. Bizim zamanımızdaki pek çok insanın mesleğini seçmesi gibi bir şansımız olmadı. Mecburen girdiğin bölüme ek bir alanda çalışmalıydın ya da bulduğun başka bir işte. Ben, bulduğum başka bir işte çalışmak zorunda kaldım. Ama keyif aldığım için de devam ettim. Reklamcılık, illüstratörlük, yayıncılık ve marka danışmanlığı… Yaptığım ve hep keyif aldığım alanlar.

 

İlk işinizi yaptığınızda kaç yaşındaydınız?

20 yaşımda. Yani bire bir bir işyerinde çalışarak…

 

Üzerinizde en çok etki yaratan kitap hangisidir? Neden?

Latife Tekin’in Sevgili Arsız Ölüm kitabı. Sanırım göç olgusunu, insanların travmalarını çok içimde hissettim. Babam bir memur ve o dönemki hayatımın tamamı Anadolu kasabalarında, köylerinde hatta mezralarında geçti. O insanların kente göçlerinde yaşadıklarının bir çocuğun gözünden anlamlandırılması tokat gibi bir histi.

 

Okumak için genellikle günün hangi saatlerini tercih edersiniz?

Artık eskisi gibi şu zaman diyemiyorum. Teknoloji sanıldığının aksine bizi tamamen işe bağlayan bir noktaya geldi. Boş zaman kavramını zaten saçma ve yanlış bir kavram olarak görürüm. Bu nedenle belli bir saatim yok. Çantam sürekli yanımda. Motosikletin arkasındaki kasada ya da çantamda mutlaka iki ya da üç tane farklı içerikli kitap ve dergiler olur. Kafede, parkta, bir toplantı öncesi insanları beklerken, bazen metroda, otobüste yolculuk ederken… Sadece kitaba özel ayırabildiğim zaman yok.

 

Gün içinde en yaratıcı ve üretken zamanınız hangisidir?

Değişiyor. Bazen gece, sabaha kadar. Bazen de öğleden sonra. Ama hiçbir zaman öğle öncesi değil. Bir de zaman değil de yürürken düşünme yaratıcı fikir üretme benim en çok izlediğim yol.

 

İşlerin yolunda gitmediği zamanlarda en büyük motivasyon kaynağınız nedir ve üstesinden gelmek için ne yaparsınız?

YEMEK YAPMAK! :) O nedenle son 10 yılda feci kilo aldım. Usta aşçılık belgesi, barista belgesi gibi belgeleri epey bir eğitim sonrasında edinip, yılların deneyimlerini tatmak için evi neredeyse restoran mutfağına çevirmişliğim var. Neyse artık perhiz dönemindeyim.

Yürümeyi ve kimseyi görmemeyi severim.

 

Kariyerinizde en büyük baskıyı hissettiğiniz dönemler üretkenliğinizi-yaratıcılığınızı nasıl etkiledi?

Arttı. İnsan daha çok yaratıcı olabiliyor. Bendeki etkisi bu. Ama bu rahat olduğum dönemlerde yaratıcı olamadığım anlamına gelmiyor.

 

Zorlandığınızı hissettiğiniz bir işle karşılaştığınızda, durumu zihninizde -basitleştirmek- aşmak için kullandığınız bir yöntem var mıdır?

Neden-sonuç ilişkileri ve beklenti-vaad haritaları çıkarmak benim hem eğlendiğim, sonuç bulduğum ve hem de temel çözüme ulaştığım yöntem.

 

Yorucu bir günün ertesi sabahında yataktan kalkmanızı sağlayan şey nedir?

Ölüm korkusu. Çok çalışıyorum. Çok iş üretmeye gayret ediyorum. Uyku ve tuvalette geçen zamana acıyorum. Binden fazla karikatür ve illüstrasyon, kitaplar, desenler, makaleler, işler, çiçekler, yemek tarifleri… Birgün yorgunluktan yıkıldığım anda terapiste gittiğimde anladım. Ben ölmekten korktuğum için çok çalışıp, çok iş üretmeyi tercih ediyormuşum. :) O yüzden yatakta kalamam. Yapacak bir şey mutlaka vardır.

 

Çalışırken müzik dinlemenin duyguyu-odağı isteğiniz dışında olmaması gereken farklı yerlere götürebileceği söylenir. Bu fikre katılıyor musunuz?

Bilmiyorum. Yoğun bir şekilde masaya gömülüp bir illüstrasyon çiziyorsam, bir kitap ya da makale yazıyorsam müzik dahil her şeyi kesip çok sessiz bir ortamda o işle baş başa ilerlemeyi tercih ederim. Herhangi bir ses beni o işten koparıyor. O işle baş başa kalıp onun beni benim de onu anlamam gerektiğini düşünüyorum. Bu da sessiz bir ortamda olmamı zorunlu kılıyor. Ben, nefesim, klavyenin ya da fırçanın sesi…

 

Bir işin en heyecan duyduğunuz aşaması hangisidir? (Fikri bulduğunuz an, yapım süreci, tamamlandığı an.)

Tamamlandığı an. Kesinlikle. Sonuçlanıp, etlenip butlanması…

 

Üretkenliğinizi-yaratıcılığınızı en çok geliştiren deneyimleriniz nelerdir?

Bir illüstrasyon çizerken, bir tanıtım fikri düşünürken, olmayacak şeyler üzerine uç noktalara gitmek keyif veriyor. O zaman da başka bir zaman için bir yeni fikre ulaşabiliyorum. Onu da not ediyorum. Başka zaman bir işe yarar belki diye. Yarıyor da.

 

Çalışma ortamınızda “kesinlikle olmalı” dediğiniz şey nedir?

Kahve.

 

“Yaratıcı kişi” tanımınız nedir?

Yaratıcı kişi farklı “şeyler” arasında bir ilişki kurup bundan yeni bir “şey” üretendir. Ama tanımım yok.

 

En sevdiğiniz eşyanız nedir?

Çok var. Motosikletlerim var. Koyun biblolarım var. Sevmek mi bilmiyorum ama çantamdan asla eksik olmayan çizim defterim ve kalemlerim var.

 

Hayatta en çok kime hayranlık duyarsınız? Neden?

Şu bu diyemem. Ama bazı eşyaları, objeleri bulanlara hayranım. Fermuarı, gözlüğü, elektriği, motoru, teleskopu, matematiği ve daha binlerce şeyi ilk bulanlara hayranım. Nerden geldi aklınıza kardeşim bunlar? Nasıl bir sorun vardı da bunları düşünebildiniz? Buluş yapan herkes insanlığın en yüce varlıkları. Bir de bilimsel temeli olan (Stars Wars gibi saçma içerikli olanlar değil) gerçek bilimkurgu film öykülerini yazanlar.

 

En sevdiğiniz ‘alıntı’ nedir?

Aklıma gelmedi.

 

Şu ana kadar gerçekleştirdiğiniz işler içerisinde en gurur duyduğunuz hangisidir?

Sokak hayvanları için TBMM’de Hayvan Hakları Yasası’nın çıkmasını sağlayan sosyal kampanya. Uzun yıllardır görüşmelerinde 200’lerde olup bir türlü ilk sıralara inemeyip görüşmeye alınmayan hayvan hakları yasası, yaptığım bir kampanya ile ilk on sıraya gelip yasa olarak çıkmıştı. O zaman bunun için bir de Türkiye Hayvan Hakları Vakfı’nı kurmuştuk, Halif Refiğ, Müjde Ar gibi 10 kişiyle… Kampanya basın reklamları olarak başladı ve mevcut markalarında hayvan figürü olan logoları kullanarak haklarımızı istedik. Pek çok hayvan amblemli marka-kurum gazetelere baskı yapıp durdur kampanyayı ama o zamana kadar TBMM görüşmeye alıp yasayı çıkardı.

 

Süper gücünüz nedir?

Sabır. Sektörde bana agresif derler. :) Aslında çok sabırlıyımdır. Patladığım her an, o olayla ilgili defalarca sakin şekilde ifadede bulunmuşumdur. Yine çok sabırlıyımdır. Çevremdekiler beni agresif olarak görmelerine karşın, özellikle sabrıma şaşırırlar.

 

Kariyerinizin başlangıcına dönebilseydiniz en çok neyi bilmeyi isterdiniz?

Bilemedim. :)

 

Hayatınızın sloganı nedir?

Bir slogan gelmiyor aklıma.

 

En iyi tavsiyeniz nedir?

10 arkadaşın varsa, 11. ancak sana yük getirir. Fazla arkadaşa ihtiyaç yok.

 

 

İlgili Bağlantılar:   @bulentfidan   /   bulentfidan.com.tr

 

Sosyal Medyada Paylaş



Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,