Derin Sarıyer: Tasarımcı, Şarkı Yazarı

derin sarıyer

Kariyer yolculuğunuzu lütfen kısaca açıklayabilir misiniz?

Mobilya tasarımının içine doğdum. Aile mesleğiydi. Devamını getirdim. Müzik içimdeydi. Paylaşmazsam kendime haksızlık yapacaktım. Şu anda iki mesleğim var. Huzurluyum.

 

Şu an yaptığınız meslekte çalışmak istediğinizi ne zaman ve nasıl keşfettiniz?

İnsan verdiği nefeste bile kendini anlatır fakat bunun bir zorunluluk olduğunu hissedenler azınlıktadır. Bir şey hakkında bir ifadede bulunma gerekliliğini veren his çok güçlü bir his. Söylemeye layık gördüğümüz sözlerden varoluşun neresinde durduğumuz okunur. Söylediklerimizle bu dünyada neye karşılık geldiğimizi belirleriz. Anlattıklarımızın, yazdıklarımızın, fısıldadıklarımızın içgüdüsel de olsa stratejik anlamları olmalı. Bunu erken keşfettim. Her zaman kendimle doluydum. İnebildiğim kadar derine inmek, düşünmek ve dipten kum çıkarmaktan aldığım zevki hayatta başka hiçbir şeyden almadım.

 

İlk işinizi yaptığınızda kaç yaşındaydınız?

Tasarım alanında ilk işimi yaptığımda 25 yaşımdaydım. Şarkı yazarlığında ilk profesyonel işimi 40 yaşımda gerçekleştirdim.

 

Üzerinizde en çok etki yaratan kitap hangisidir? Neden?

Tarih ve Ütopya – E.M. Cioran
‘’Yavaş yavaş sıkıntıdan patlamak, sadece soluk almak, varoluştaki adeletsizliğe ağırbaşlılıkla katlanmak, beklentiden, umudun baskısından kurtulmak, hayvan leşiyle nefes arasında bir orta yol aramak; bunlara ulaşamayacak kadar yozlaşmış ve soluk soluğayızdır.’’

Felsefe karşıtı bir ‘’felsefeci’’ydi Cioran. Üç ay boyunca bütün kitaplarını okumak için evden çıkmadığım bir dönem oldu. Keskin ateizmiyle hayatın absürtlüğünü neredeyse dinsel bir tutkuyla anlatır Cioran.

 

Okumak için genellikle günün hangi saatlerini tercih edersiniz?

Sürekli ve yavaş okurum. Düşünce yazıları ve sadece belirli temalar üzerine yoğunlaştım. Başka türlüsünü yapamadığımı anladım. Olay yazılarına karşı bir ilgim yok. En son ne zaman kurgu okuduğumu hatırlamıyorum. Kurguyu sinemada seviyorum. Otto Rank, E.M. Cioran, Ernest Becker, Irvin Yalom ilk aklıma gelen yazarlar. Sanki arkadaşım gibiler.

 

Gün içinde en yaratıcı ve üretken zamanınız hangisidir?

Bazen uzun süre günün hiçbir saatinde üretken olmuyorum, bazense günlerce yaratıcı konulara odaklanıyorum. Kontrol edebildiğim zamanlamalar değil bunlar. Hafiflemeye ihtiyacım olduğu anlarda sezgilerimle yönleniyorum.

 

İşlerin yolunda gitmediği zamanlarda en büyük motivasyon kaynağınız nedir ve üstesinden gelmek için ne yaparsınız?

İsteklerimizin uydurma olduğunu hatırlatırım kendime. Yeteri kadar tepeden bakarsak trajedinin komediye dönüştüğünü görürüz. Yetersizliğimizi kabullenmemiz gerekir. Bunu sahiplenme cesaretimiz olmalı. Kendisine bakmaktan korkmayanların yaşadığı mutsuzluktur mutluluk. Motivasyonum çelişkili görülebilecek bir şekilde işlerin yolunda gitmesi için bir sebep olmadığını düşünmemdir.

 

Kariyerinizde en büyük baskıyı hissettiğiniz dönemler üretkenliğinizi-yaratıcılığınızı nasıl etkiledi?

İnsan olmanın kaçınılmaz hüznüyle yüzleşebiliyorsanız günlük baskıların şiddetini çok daha az hissedersiniz. Varoluşun garipliği ve ölümün kaçınılmazlığının yanında işimde ya da özel ilişkilerimde yaşadığım olumsuzlukların pek bir ağırlığı yok. Bu yüzden baskılardan az etkilenirim, yapmak istediklerimi pek etkilemez. Hatta şunu da söyleyebilirim, insan baskılarla uğraşarak varoluş anksiyetesini unutmaya çalışır.

 

Zorlandığınızı hissettiğiniz bir işle karşılaştığınızda, durumu zihninizde -basitleştirmek- aşmak için kullandığınız bir yöntem var mıdır?

Zorlandığımda ölümlü olduğumu düşünürüm. Ölecek olmaktan dolayı da şanslı olduğumu. Çoğu insan ölmeyecek çünkü doğmayacaklar. Benim yerimde olabilecek fakat hayata gelemedikleri için olamayan trilyonlarca potansiyel insan var. Bu bizler için, yani yaşama şansı bulmuş olanlar için muazzam bir şey. Bir kez yaşıyoruz. Öncesi ve sonrası yok. Sadece yok olma korkusundan dolayı üretilen yanılsamalar var. İki karanlık arasındaki çatlaktan sızan ışığı yaşıyoruz. Bunları aklımdan geçiririm ve her şey basitleşir.

 

Yorucu bir günün ertesi sabahında yataktan kalkmanızı sağlayan şey nedir?

Değerlendirilememiş hayat suçluluk doğurur. İçimizdeki yaşanmamışlık bizi rahatsız eder. Beni yataktan kaldıran şey bu doğmaya çalışan suçluluk duygusunun yaşam bulmasına izin vermemek iradesi.

 

Çalışırken müzik dinlemenin duyguyu-odağı isteğiniz dışında olmaması gereken farklı yerlere götürebileceği söylenir. Bu fikre katılıyor musunuz?

Çalışırken müzik dinleyemem. Bana göre değil. Müzikle aramda dolaysız bir ilişki olmalı. Çalışırken gerçeklikten kopmam. Bir de ben tek başıma çalışmıyorum ofisimde. İş arkadaşlarım yanımda. Aramızda konuşmamız gereken zamanlar çok fazla. Bu durumun tek istisnası araba kullanırken müzik dinliyor oluşum. Kafamda yarattığım, genelde içinde benim de olduğum kısa metrajlı filmlerin müziği oluyor direksiyondayken dinlediğim müzik.

 

Bir işin en heyecan duyduğunuz aşaması hangisidir? (Fikri bulduğunuz an, yapım süreci, tamamlandığı an.)

İçime sinen bir iş tasarladığımda onu son aşamaya kadar nasıl götüreceğimi içgüdüsel olarak planlarım. Zaten planlayamıyorsam bir yanlışlık vardır o işte. Daha önce aynısını yapmışım gibi ilerleyebilirim. Bu konuda kendime güvenim tamdır. Sanki kendime verdiğim bütün kodları belli bir görevi yerine getirir gibi disiplinliyimdir. Tavsiyelere de kapalı olurum bu dönemde. Tavsiye verebilecek bir ortam ya da sohbete de girmek istemem karşımdakinin fikirlerini önemsemiyor konumuna düşüp kibirli görünmemek için. Bir fikrin aklıma düşmesinden son aşamaya kadar her bir anının tadını çıkarmak hayattan aldığım en büyük zevktir. Birbirinden ayırabileceğim aşamalardan oluşmazlar.

 

Üretkenliğinizi-yaratıcılığınızı en çok geliştiren deneyimleriniz nelerdir?

Dünyayı olduğu gibi gördüm kendimi bildim bileli. Kendimi kandırmadım ya da kandıramadım. Çok eskiden, çevreme baktığımda insanların çoğunluğuna şaşırırdım. Daha sonra kavradım ki hakikati hatırlatan şeyler görmezlikten geliniyor ya da yok ediliyor. Bu durum nispeten yalnız bir hayatı tercih etmeme yol açtı. Kendimle zaman geçirmekten çok zevk alır hale geldim. Bu da yatkın olduğum alanlara odaklanmamı kolaylaştırdı. Üretkenliğimi fazlalaştırdı. Hisler, duygular çok önemli benim için. Bu yüzden santimantalizmden bilinçli bir biçimde uzak dururum. İnsanın kendine yalan söylemesinin yollarından biridir aşırı duygusallık. Duyguları yıpratır. Bunu belirtmemin nedeni gerçekliğin soğuk hissini kendimce ısıtabilmenin beni heyecanlandıran bir biçim olması. Yaptığım işlerin üslup altyapısında bu tavır vardır.

 

Çalışma ortamınızda “kesinlikle olmalı” dediğiniz şey nedir?

Olmazsa olmazım yoktur çalışırken. Moralimin çok kötü olmaması yeterli. O zaman sadece uzanmak isterim.

 

“Yaratıcı kişi” tanımınız nedir?

Kendisinde ne olduğunu bilen ve bu ne olursa olsun sadece ona odaklanmaya cesaret edebilen kişi.

 

En sevdiğiniz eşyanız nedir?

14 yaşında aldığım Yamaha akustik gitarım.

 

Hayatta en çok kime hayranlık duyarsınız? Neden?

4 sene önce bu cevabımı veren biri olsa böyle cevap mı olur derdim fakat hayranlık duyduğum tek kişi 3 yaşındaki oğlum. Akılcı bir nedeni yok. Sanırım sadece biyoloji.

 

En sevdiğiniz ‘alıntı’ nedir?

Şu anda aklıma gelen: ‘’Hayatın anlamı olsaydı aranmazdı.‘’

 

Şu ana kadar gerçekleştirdiğiniz işler içerisinde en gurur duyduğunuz hangisidir?

1999’da tasarladığım Flat kanepe. Üretilen ilk mobilya tasarımımdı.

 

Süper gücünüz nedir?

Çok yakını görebilmek.

 

Kariyerinizin başlangıcına dönebilseydiniz en çok neyi bilmeyi isterdiniz?

Yaş ilerledikçe zamanın hızlandığını bilmek isterdim.

 

 

 

İlgili Bağlantılar:   @derinsariyer   /   derindesign.com   /   derinsariyermusic.com

 

Sosyal Medyada Paylaş



Etiketler: , , , , , , , , , , , , ,