Efe Buluc: Tasarımcı

efe buluc

Kariyer yolculuğunuzu lütfen kısaca açıklayabilir misiniz?

Liseyi, üniversiteyi ve master’ımı Amerika’da okudum. Lisede muhteşem bir sanat hocam vardı, hâlâ da görüşürüz kendisiyle internetten. Önemli bir heykeltraştı kendisi ve ressam Willem de Kooning’in asistanıydı aynı zamanda. Çocukluktan beri belirgin olan sanatçı özelliklerimi akademik ortamda ilk fark edip geliştiren O oldu. Üniversitede endüstri tasarımı okumaya karar verdim, çünkü birçok şeye ilgim olmasına rağmen, hakikaten her şeyin temeli tasarım diye düşünmüştüm. Üniversite yıllarım harika geçti (Pratt Instittute New York). Tasarım sevgisi yanısıra, tasarım hakkında fikirlerim olduğunu anladım, değişmesi gereken düşünce yapıları, farklı bakış açıları sunmak gibi. Mezun olur olmaz iki ortağımla kendi tasarım gurubumuzu kurarak profesyonel hayata başladık.

 

Şu an yaptığınız meslekte çalışmak istediğinizi ne zaman ve nasıl keşfettiniz?

İlk işim 13 yaşındayken evde elektronik klavyede besteleyip kaydettiğim bir takım müziklerin TRT belgeselinde özgün müzik başlığı altında kullanılmasıydı, ilk defa ismimi bir profesyonel ortamda orada gördüm. Çok ilginç gelmişti bana, eğlence olsun diye yaptığım bir şeyin ciddiye alınması. Ama müzisyen olmak istemedim hiçbir zaman, hobi olarak devam ediyorum ama ara sıra. İlk tasarımcı olarak işim, 18 yaşında Japonya’da TOTO firması için tasarladığım geleceğin mutfak, banyo projeleriydi. Staj olarak gitmeme ve genç bir öğrenci olmama rağmen, o kadar medeni ve saygılı bir toplum ki Japonlar, beni son derece ciddiye alıp hatta yanıma bir ekip verip proje yapmamı sağladılar, benim öyle bir ricam olmamasına rağmen. İlk ciddi deneyimimin Japonya’da gerçekleşmesi de çok onurlandırdı beni, çünkü Japonların tasarım ve sanat kültürüne hayranım. Keşke dünyadaki her ülke onlar kadar saygı duysa sanata ve sanatçılara.

 

Üzerinizde en çok etki yaratan kitap hangisidir? Neden?

Çocukken ve yetişkin olarak etki altında kalmak arasında fark var sanırım, beni en çok etkileyen, hayatımı değiştiren şeyler 5 ile 15 yaşları arasında, kitaplardan ziyade filmler oldu. Görsel bir çocuktum çok, kahramanlarım film yönetmenleriydi. Kitap sevgisi lise yıllarında gelişti daha çok, ama hayatımda etkisi altında kaldığım en kuvvetli eser Spielberg’in E.T. filmi olmuştur.

 

Okumak için genellikle günün hangi saatlerini tercih edersiniz?

Rahat ve sessiz ortamda okumayı severim, ne zaman olursa olsun.

 

Gün içinde en yaratıcı ve üretken zamanınız hangisidir?

Gündüz vakti çalışmayı severim, üniversite yıllarında da sabahlardık her gece… İlk başta gece vakti yaratıcılık vakti diye düşünürdüm ama şimdi nasıl olduysa kafam gündüz vakti daha iyi çalışıyor.

 

İşlerin yolunda gitmediği zamanlarda en büyük motivasyon kaynağınız nedir ve üstesinden gelmek için ne yaparsınız?

İşler yolunda gitmediği zaman hem kişisel hem profesyonel, hemen en yakınlarımla paylaşırım. Farklı düşünce, bakış açısının yanı sıra, çektiğim dertten başka birisinin de haberdar olması iyi gelir bana, yalnız başına kimseye çaktırmadan çözmeye uğraşmak bana göre değil.

 

Kariyerinizde en büyük baskıyı hissettiğiniz dönemler üretkenliğinizi-yaratıcılığınızı nasıl etkiledi?

Kendi baskımı kendim yaratıyorum ben. Çünkü ustalaşmak, çıtayı hep yukarı almak, daha iyisini yapma arzusu var içimde, bu yapıcı bir baskı; fakat baskı dışarıdan geliyorsa, etrafınızdaki insanlardan, toplumdan bu son derece yorucu ve yıkıcı bir deneyim olabiliyor. Sanat dallarıyla uğraşan insanlar cok karşılaşır bu tarz dışarıdan baskılara, yaratıcılığınıza zarar vermesine izin vermeyin.

 

Zorlandığınızı hissettiğiniz bir işle karşılaştığınızda, durumu zihninizde -basitleştirmek- aşmak için kullandığınız bir yöntem var mıdır?

Detaylarda kaybolmaktansa geri adım atıp büyük tabloya bakarım. Olayın dışına çıkar çıkmaz resim daha netleşiyor, yaşadığınız engel daha belirgin oluyor uzaktan bakınca.

 

Yorucu bir günün ertesi sabahında yataktan kalkmanızı sağlayan şey nedir?

Uykumu alınca uyanırım, niye uyandım şimdi ne gerek vardı diye düşünmedim hiç.

 

Çalışırken müzik dinlemenin duyguyu-odağı isteğiniz dışında olmaması gereken farklı yerlere götürebileceği söylenir. Bu fikre katılıyor musunuz?

Çalışırken müzik dinlerim ama yaptığım işleri etkilediğini zannetmiyorum. Yaratmak duygu ürünü oldugu kadar aynı zamanda bir zeka ürünüdür.

 

Bir işin en heyecan duyduğunuz aşaması hangisidir? (Fikri bulduğunuz an, yapım süreci, tamamlandığı an.)

İşinin ustası olmak, o işi iyi yapmak, bizim artık o meslekle bütünleşmiş olmamız demektir. Bir mesleğin bütününü severek, her anında zevk alarak insan işinde iyi olur, başını, ortasını veya sonunu seçerek değil.

 

Üretkenliğinizi-yaratıcılığınızı en çok geliştiren deneyimleriniz nelerdir?

Yaratıcılık öğrenilen veya üstüne gidilince oluşan bir şey değildir, IQ’su 20 olan biri nasıl çalışarak 180 olamıyorsa. Fakat üretken olmak çok çalışmaktır, hem de işini sevmek ile alakalı bir şeydir, hem yaratıcı hem işini seven bir insan üretkendir diye düşünüyorum. Beni üretken yapan şey çok basit, yaptığım işi seviyorum ve sürekli yapmak geliyor içimden. Sizde çalışma dürtüsü, sevgisi, üretme isteği yoksa, bu tembellikten ziyade sevmediğiniz bir mesleğin içine düştüğünüz anlamına gelebilir.

 

Çalışma ortamınızda “kesinlikle olmalı” dediğiniz şey nedir?

Etrafımda insanlar, kalabalık ve gürültü çok severim calışırken, niye derseniz ben de anlamış değilim, ama doğru.

 

“Yaratıcı kişi” tanımınız nedir?

Yaratıcı olan insanlar zeki olur, kopya çekmezler, taklitten mümkün olduğunca uzak dururlar, kendilerine karşı daima dürüsttürler, değişik açılardan bakarlar problem çözerken. Bunlar yaratıcı insanların genelde taşıdıkları özellikler olmasının yanında belki en önemli özellikleri hassas ve zarif olmalarıdır. Hassasiyet ve zarafet, asla güçsüzlük ve zayıflık ile karıştırılmamalı.

 

En sevdiğiniz eşyanız nedir?

Mesleki deformasyon olsa gerek, hiçbir eşya ile aramda bir sevgi bağı yok. Sanırım anlam yüklediğimiz eşyaların öyle bir anısı, gücü oluyor.

 

Hayatta en çok kime hayranlık duyarsınız? Neden?

Hayatta en çok anneme hayranlık duyarım.

 

En sevdiğiniz ‘alıntı’ nedir?

“Your audience is smarter than you are.”

 

Şu ana kadar gerçekleştirdiğiniz işler içerisinde en gurur duyduğunuz hangisidir?

Yaptığım, hatta yapmayı reddettiğim her şeyden gurur duyuyorum.

 

Süper gücünüz nedir?

Süper gücüm, uçmak.

 

Kariyerinizin başlangıcına dönebilseydiniz en çok neyi bilmeyi isterdiniz?

Geçmişe bakıp keşke şunu bilseydim, bunu yapsaydım demiyorum, çünkü geçmişle barışık olmak kendinizi tanımaktır ve o zaman verdiğimiz kararların bize ait olduğunu unutmamak lazım. Başkalarının hayatımız üzerinde negatif etki yaratması bizim çok kontrol edebilecegimiz bir şey değil. 40 yaşında bildiğim şeylerle 18 yaşına dönmem hiçbir şeyi daha iyi yapmayacağı gibi, zarar bile verirdi bence sanatçı olarak gelişmeme. Bazen bir şey bilmemek daha yararlı olabiliyor demek ki.

 

Hayatınızın sloganı nedir?

Sloganlarla ilgim yok.

 

En iyi tavsiyeniz nedir?

Kendinize inanın.

 

 

İlgili Bağlantılar:   efebuluc.com   /   instagram.com/efebuluc

 

Sosyal Medyada Paylaş



Etiketler: , , , , , , , , ,