Esra Koçdemir: Kentsel Tasarım-Şehir Plancısı, İşletmeci

esra koçdemir

Kariyer yolculuğunuzu lütfen kısaca açıklayabilir misiniz?

Mimar Sinan mezunu, kentsel tasarım yüksek lisansı yapmış bir şehir plancısıyım. İstanbul’da değişik firmalarda ve daha sonra kendi kurduğum firmada 12 sene çalıştım. İnşaat sektöründe odağı proje geliştirme süreçleri olmak üzere birçok alanda görev aldım. Daha sonra Alaçatı’da bir butik otel devraldım, son 3 sezondur otel işletmeciliği yapıyorum.

 

Şu an yaptığınız meslekte çalışmak istediğinizi ne zaman ve nasıl keşfettiniz?

Bununla ilgili birkaç kare var aklımda. Bir tanesi, şu an işlettiğim otelde bundan 7-8 sene önce misafir olarak konaklamıştım. O tatil esnasında butik otel işletmeciliğiyle ilgili ilk hayallerimi kurmaya başladım. Otelin bahçesinde oturup “NASIL BİR HAYAT?” sorusunun cevabını uzun uzun düşündüğüm kareyi çok iyi hatırlıyorum. Ancak tabi ki kurulu düzeni bozmak ve yenisini kurmak çok kolay olmuyor. Sonra; bir gün İstanbul’da trafikte sıkışmış halde beklerken içimin yavaş yavaş öldüğünü hissettiğim ve “buradan çok acil çıkmalıyım” dediğim kare. Bir diğeri de ikiz oğullarım doğduktan sonra onları uyurken izlediğim ve “onlarla daha çok vakit geçirebileceğim, daha basit, daha rafine, başka türlü bir hayat mümkün olmalı” dediğim kare. O dönem hayatın anlamını, zamanı, doğumu, ölümü, ne için neleri feda ettiğimizi daha çok sorgulamaya başlamıştım. O kadar otomatiğe bağlamış ve farkında olmadan yaşıyorduk ki, adeta uyurgezer gibiydik. Uykularım kaçtı. Bir doğum atlatmıştım ama başka bir doğum sancısı çekiyordum. Tam o esnada, yürekten çağırmış olmalıyım ki; Alaçatı’da bana bu hayali ilk kez kurduran o butik oteli devralma fırsatı çıktı karşıma. Ve 2 yaşındaki ikizlerimi de alıp İstanbul’la vedalaştım, Alaçatı’ya yerleşip otelin başına geçtim.

 

İlk işinizi yaptığınızda kaç yaşındaydınız?

19 yaşında üniversite stajımı yaptığım planlama/mimarlık ofisinde daha sonra part time çalışmaya başladım. Aynı dönemde haftasonları da okulda döner sermaye projelerinde çalışıyordum.

 

Üzerinizde en çok etki yaratan kitap hangisidir? Neden?

Bugün olduğum kişide aslında bir sürü kitabın etkisi var; tek bir isim vermek çok zor. Hayata bakışımı en çok etkileyen kitaplardan biri Burak Özdemir’in “Tanrı’nın Doğumgünü” kitabı olmuştur. Düşünce biçimimi etkilemiş, görünenin arkasında başka manalar olabileceğini göstermiş ve bilgiye daha açık hale gelmeme vesile olmuştur.

 

Okumak için genellikle günün hangi saatlerini tercih edersiniz?

Gece saatlerini tercih ediyorum.

 

Gün içinde en yaratıcı ve üretken zamanınız hangisidir?

Benim sistemim geç ısınıp geç soğuyanlardan :) Sabah erken uyanırım ama kafamın çalışmaya başlaması öğleni bulur. Dolayısıyla öğleden sonra ve akşam saatleri verimli olduğum saatler. Gece çalışmayı çok severim ancak şu an çocuklarım küçük olduğu için öyle bir şansım olmuyor.

 

İşlerin yolunda gitmediği zamanlarda en büyük motivasyon kaynağınız nedir ve üstesinden gelmek için ne yaparsınız?

Sorunların geliştirici ve geçici olduğunu hatırlamak işe yarar. Mesajının ne olduğunu algılamaya çalışırım. Bana ne öğretmeye çalıştığını anlamaya çalışırım. Dolayısıyla tatsız bir olayın içinden, dün olduğumdan daha iyi, daha gelişmiş, daha öğrenmiş olarak çıkabiliyorsam, olana teşekkür eder yoluma devam ederim.

 

Kariyerinizde en büyük baskıyı hissettiğiniz dönemler üretkenliğinizi-yaratıcılığınızı nasıl etkiledi?

Hayatımda en cesur kararları aldığım zamanlar en baskı altında hissettiğim zamanlardı. Baskı, ancak karşısında bir direnç varsa baskıdır. Dolayısıyla baskı altında ilk olarak “neye direnç gösterdiğimi” düşünürüm. Orada muhtemelen almakta geç kaldığım bir karar ya da eylem, çizemediğim bir sınır vardır. Baskıyı hayatlarımızda çoğu zaman bir “breakthrough” takip eder. İnsanı üretmeye, değişmeye, pozisyon almaya zorladığı için iyi bir araç olduğunu düşünüyorum.

 

Zorlandığınızı hissettiğiniz bir işle karşılaştığınızda, durumu zihninizde -basitleştirmek- aşmak için kullandığınız bir yöntem var mıdır?

İşi zihnimde basitleştirmek için, durumu hafifletmem gerekir. Bunun için “En kötü ne olabilir ki?” sorusu hayat kurtarıcıdır. “En kötü ne olabilir? Olursa ne olur?” şeklinde bir soru dizgisi takip ederim ve cevap genellikle “hiçbir şey” dir. Çünkü gerçekte hiçbir şey olmaz. Herşeye yeniden başlanabilir, başarısızlık gibi görünen şeyler hayatınızın şansı olabilir, hata gibi görünen şeyler sizi çok daha büyük hatalardan korumuş olabilir. Cevap “hiçbir şey” olunca soru da anlamını kaybediyor zaten. Anlam hafiflediğinde, daha sakin ve kontrollü bir şekilde üstesinden gelebiliyorum.

 

Yorucu bir günün ertesi sabahında yataktan kalkmanızı sağlayan şey nedir?

Çocuklarımla kahvaltı yapmak.

 

Çalışırken müzik dinlemenin duyguyu-odağı isteğiniz dışında olmaması gereken farklı yerlere götürebileceği söylenir. Bu fikre katılıyor musunuz?

Müziğin odağı kaydırma potansiyeli olduğunu düşünüyorum. Müzik de beyin için algılanması ve işlenmesi gereken bir veri, bir uyaran. Dolayısıyla eğer yoğun şekilde odaklanmam gerekiyorsa beyni başka bir uyaranla fazladan meşgul etmeye gerek yok diye düşünüyorum. Ama daha geniş zamanım varsa aralarda biraz yavaşlamaktan zarar gelmez.

 

Bir işin en heyecan duyduğunuz aşaması hangisidir? (Fikri bulduğunuz an, yapım süreci, tamamlandığı an.)

Sonuçlandığı ve hayalimin karşımda durduğu an en heyecan verici an benim için.

 

Üretkenliğinizi-yaratıcılığınızı en çok geliştiren deneyimleriniz nelerdir?

Seyahat etmek ve başka kültürler bana çok ilham verir.

 

Çalışma ortamınızda “kesinlikle olmalı” dediğiniz şey nedir?

Hava.

 

“Yaratıcı kişi” tanımınız nedir?

Yaratıcı kişi olanla yetinmeyen, biraz rahatsız, daha iyi nasıl olurum, daha iyi nasıl yaparım diyen biridir. Gelişen, geliştiren, arayan, araştıran biridir.

 

En sevdiğiniz eşyanız nedir?

Kullanmaktan keyif aldığım yada faydalı bulduğum eşyalar var. Ancak hepsine aynı mesafedeyim.

 

Hayatta en çok kime hayranlık duyarsınız? Neden?

Ben başkaldıran insanlara hayranlık duyarım. Mustafa Kemal Atatürk de onlardan biri ve bana göre en önemlisidir.

 

En sevdiğiniz ‘alıntı’ nedir?

Dönem dönem hayatıma eşlik eden, bana güç veren alıntılar olmuştur. Mevlana’nın tüm sözleri benim için yol göstericidir. Ancak sanırım şu ana dek en uzun süre hatırladığım ve kendime hatırlattığım söz Einstein’a ait. “Herşey enerjidir ve herşey yalnızca bundan ibarettir. Sahip olmak istediğiniz gerçekliğin frekansına uyumlandığınızda artık yapacak bir şey yoktur o gerçeklik size ait olur. Bu felsefe değildir. Bu fiziktir.”

 

Şu ana kadar gerçekleştirdiğiniz işler içerisinde en gurur duyduğunuz hangisidir?

Hayatıma yeniden başlama cesaretini göstermiş olmak, hiç bilmediğim bir işe girip öğrenmek ve o işte başarılı olduğumu görmek bana en çok gurur veren şey oldu.

 

Süper gücünüz nedir?

İletişim becerilerim.

 

Kariyerinizin başlangıcına dönebilseydiniz en çok neyi bilmeyi isterdiniz?

Yaptığım işe ve olduğum şeye daha çok değer vermek isterdim.

 

Hayatınızın sloganı nedir?

“Life begins at the end of your comfort zone.”

 

En iyi tavsiyeniz nedir?

Hayatta gerçekten mutlu olduğunuz şeyi yapın, mutlu olduğunuz şekilde yaşayın. Bir iş su gibi akmıyorsa, harmony içinde değilseniz, mantıklı gelmiyorsa, ya işi yanlış yapıyorsunuzdur ya da yanlış işi yapıyorsunuzdur. Mutlu olduğunuz şeyi yaptığınızda başarı, para, tatmin kendiliğinden gelecek.
Ve.. güvenin, herşey iyiye doğrudur.

 

 

İlgili Bağlantılar:   vintagealacati.com

 

Paylaş:



Etiketler: , , , , , , , , , , ,