Görkem Dikel: Sanatçı, Sanat Yönetmeni, Eğitim Koordinatörü

görkem dikel

Kariyer yolculuğunuzu lütfen kısaca açıklayabilir misiniz?

Mimar Sinan GSÜ Resim Bölümü 2012 mezunlarındanım. Bir yılımı Bellas Artes de Sevilla’da geçirdim. 2010 yılından beri yerel ve uluslararası sergilere katılıyorum. İşlerim Almanya, ABD, Avustralya gibi uluslararası özel koleksiyonlarda bulunuyor. Şu an ise İstanbul’da üretiyorum ve yüksek lisansa devam ediyorum.

 

Şu an yaptığınız meslekte çalışmak istediğinizi ne zaman ve nasıl keşfettiniz?

Kültür sanatla bağ kurma sürecimi okul öncesi ve ilköğretim olarak ayırabilirim. Çocukluğumda annemin resim yapıyor oluşu etkiledi, o da ressam. Ev terebentin ve yağlı boya kokardı. Ben de pastel boyalarla kağıtlara, kağıt bulamayınca ablamın ders kitaplarına, oradan da mermer sehpanın altına çizimler yapar dururdum. İlköğretimde ise evimiz kültür sanat etkinliklerinin yoğun olduğu bir rotadaydı, Beyoğlu’nda otururduk. Ortaokuldayken okul çıkışlarında Akbank’taki sergiyi görür, müzik kütüphanesine çıkıp müzik dinlerdim. Yine Yapı Kredi Kazım Taşkent, İş Sanat ve Ziraat’teki sergilerle ortaokuldayken tanıştım. Lisedeyken Platform’u ve çevresindeki diğer yeni güncel sanat platformlarını ve bienalleri yakından takip ettim. Bütün bunlar bende sanat eğitimi almaya giden kıvılcımı çaktırdı diye düşünüyorum.

 

İlk işinizi yaptığınızda kaç yaşındaydınız?

Lisede bir kaç arkadaş ile çıkardığımız fanzini Sevgili Metin Demirhan’ın Beyoğlu’ndaki Atılgan Sahaf’ına bırakırdık. Sık sık oraya gidip muhabbet eder yeni insanlarla tanışırdık. Fanzinin adını söylemiyim, zaten uzun ömürlü olmadı. Lakin çok güzel insanlar tanımamıza ve onlardan farklı şeyler öğrenmemize vesile olmuştu. İyi ki varlar, var oldular.

 

Üzerinizde en çok etki yaratan kitap hangisidir? Neden?

Clarissa Pinkola Estes’in ‘Kurtlarla Koşan Kadınlar’ kitabı. Erozyona uğramış, erkek egemen toplum tarafından değiştirilmiş masalların ilk hallerine ulaşmayı amaçlıyor. Bunu yaparken içindeki kültürel motifleri ilkel toplumların yüklediği anlamlarla ve kolektif bilinçaltımızla yorumluyor. Bu kitapla kadınlığın özünde ne olduğuna dair ipuçlarına sahip oluyoruz. Nitekim yazar bir psikanalist ve ailesinin hikaye anlatıcısı. (Onlarda kuşaktan kuşağa geçen ‘Cuentista’ denen bir ünvan varmış.)

 

Okumak için genellikle günün hangi saatlerini tercih edersiniz?

Gece vaktini. Gündüz dışarda devam eden bir hayat oluşu hep bir ses varmış gibi hissetmeme neden oluyor.

 

Gün içinde en yaratıcı ve üretken zamanınız hangisidir?

Yine gece vakti. Bende biraz empatlık var sanırım. Gece olunca kafamdaki sesler de susuyor.

 

İşlerin yolunda gitmediği zamanlarda en büyük motivasyon kaynağınız nedir ve üstesinden gelmek için ne yaparsınız?

Filmler, kitaplar ve yaşam aracılığıyla başka hayatlardan başka bakış açıları ve renkler çalıyorum. Böylece zorundalıklar ve gereklilikler sadece birer olasılığa dönüşüveriyorlar.

 

Kariyerinizde en büyük baskıyı hissettiğiniz dönemler üretkenliğinizi-yaratıcılığınızı nasıl etkiledi?

Hayatta baskı altında hissetme, direnme, ezilme, gücünü toplayıp tekrar mücadele etme ve tatmin olma döngüsü var. Kimileri bu döngünün ilk aşamasında kalıyor, dibe vurunca her şeyi bırakıyor. Mücadele edenler döngünün diğer basamaklarına varabiliyorlar. Baskı altında hissetmek üretkenliği iyi etkilemiyor. Orada insan başarılı olamadığında kendi egosu tarafından cezalandırılacak, onu biliyor. Benim de baskının şiddetine kapıldığım zamanlarda işlerim iyi olmadı. Ama ödül-ceza düşüncesinden kendimi alıkoyduğumda, özgür hissettiğimde, kendime hesap sormadığımda hem işler iyi oldu hem sağlıklı auramı bozmamış oldum. Hiç bir şey auramdan daha önemli değil diye düşünüyorum. Bazı laflar var, “İstediğini elde etmek kadar kötü bir şey yoktur” vs. diye. Bu tarz laflarda, sanki hepimiz hazlarla çevrili kristal şatolarda yaşıyoruz da hazdan bıktık türünden bir şımarıklık görüyorum. Bence istediğini gerek mücadele ederek gerek kolayca elde ettikten sonra onun değerini bilmek kadar büyük bir haz yoktur.

 

Zorlandığınızı hissettiğiniz bir işle karşılaştığınızda, durumu zihninizde -basitleştirmek- aşmak için kullandığınız bir yöntem var mıdır?

Sadeleştirme, gruplandırma, şematize – sistematize etme gibi analitik yöntemler kullanıyorum. Bunları kullandığımda işlem basamakları kendiliğinden özetlenerek kolaylaşmış oluyor. Lakin bu sefer de can sıkıcı bir şekilde ilerliyorsa, derin nefes alıp vererek zihnimi meditatif bir konsantrasyon durumuna sokuyorum. Halk arasında sabır diyorlar… Zoraki bir sabır sıkar. Ama meditatif bir duruma geçerseniz her şey keyif veren bir hale gelebilir.

 

Yorucu bir günün ertesi sabahında yataktan kalkmanızı sağlayan şey nedir?

Yorucu günün geride kalmış olduğu düşüncesi.

 

Çalışırken müzik dinlemenin duyguyu-odağı isteğiniz dışında olmaması gereken farklı yerlere götürebileceği söylenir. Bu fikre katılıyor musunuz?

Evet. Müzik de her uyaran gibi sizi belli bir gerçeklik çerçevesine oturtur. Onun dışına çıkmaya çabalayıp dururuz. Müziği bir şeylere fon yapmaktansa müziğe ayrıca zaman ayırıyorum. Onun dışında, çalışırken farklı dünyalarla beslenmek, olasılık evrenini büyütmek için yabancı ve yerli radyolar (özellikle spor radyoları) dinlemek faydalı oluyor benim için. Özellikle spor radyolarındaki muhabbetlerde konu dallanıp budaklanıyor. Benim beynimin çağrışımları çok güçlü, orada geçen en ufak bir kelime beni olasılık evrenlerinde yolculuklara çıkarmaya yetiyor.

 

Bir işin en heyecan duyduğunuz aşaması hangisidir? (Fikri bulduğunuz an, yapım süreci, tamamlandığı an.)

Başlangıç aşaması. Çünkü o aşamada sorunsallar ortaya atılır. İşin yapılma ve tamamlanma aşaması ise o sorunsalların birer birer çözümünden ibarettir benim için. Dolayısıyla soruları sorduğum ve iskeleti kurmaya başladığım ilk baştaki anlar daha devinimsel ve kolay. Yani soru sormak kolay ama cevaplamak daha zor geliyor.

 

Üretkenliğinizi-yaratıcılığınızı en çok geliştiren deneyimleriniz nelerdir?

İnsanların hikayelerini dinlemek, şehirleri okumak, gözlem yapmak, göstergeleri ilişkilendirmeye çalışmak…

 

Çalışma ortamınızda “kesinlikle olmalı” dediğiniz şey nedir?

Sessizlik, uzanacak bir yer, filtre kahve!

 

“Yaratıcı kişi” tanımınız nedir?

Soru sorabilen, sorunlara özgün çözümler üretebilen, şaşırtıcı bakış açılarına sahip olan ve toplumsal normlara dil çıkaran kişilerdir.

 

En sevdiğiniz eşyanız nedir?

Kitaplarım.

 

Hayatta en çok kime hayranlık duyarsınız? Neden?

Sıcakkanlı yapıları, coşkulu mizaçları, hayat sevinçleri ve geçmişlerindeki mücadelelerden dolayı Latin halklarına ve işçi sınıfına hayranlık duyarım.

 

En sevdiğiniz ‘alıntı’ nedir?

“Aklın uykusu canavarlar yaratır.” -Francisco de Goya

 

Şu ana kadar gerçekleştirdiğiniz işler içerisinde en gurur duyduğunuz hangisidir?

En büyük boyutlu resimlerim ve en küçük boyutlu çizimlerim. Bir de kendi hayatımı bir iş olarak gördüğümden, sigarayı bırakmış olmam da gurur duyduğum bir işti.

 

Süper gücünüz nedir?

Sezgilerim ve işaret okumalarım sayesinde görünenin ve anlatılanın ardındaki gerçekleri görebiliyorum. Üstüne üstlük farketmemiş rolü yapıyorum. Bu yüzden gerçekler önüme daha da kolay seriliveriyor. Farketmemiş gibi davrandığımı farkedebilen insanlarla seyrek karşılaşıyorum, onlar değerli benim için.

Hızlı öğrenme kabiliyetim yüksek. Beynime bir şeyi nasıl öğretebileceğimle ilgili uyguladığım kişisel yöntemler var.

Duygularım üzerinde kontrol sahibiyim. Haksızlığa uğrayan birini gördüğümde sonuna kadar mücadele ediyorum. Ufak çaplı bir sinestezim var. Sesler ve kokular hafiften formlara sahip benim için.

 

Kariyerinizin başlangıcına dönebilseydiniz en çok neyi bilmeyi isterdiniz?

Piyasadaki sanat ve estetik algısının sandığımdan daha düşük seviyede olduğunu bilmek isterdim. Ve akademik bir seviyede yazılanlar hariç, bazı sergi ve eser metinlerinin sadece pazarlama amaçlı yazılıyor olduğunu daha o zamanlarda bilmek isterdim.

 

Hayatınızın sloganı nedir?

İlişkilerde, iletişimde, düşüncede, hissedişte, kahkahada, gülümsemede kalite.

 

En iyi tavsiyeniz nedir?

Kendinize yalan söylemeyin. Ama kendinize yalan söyleyip söylemediğini anlamak için de doğru soruyu sormanız gerekiyor. O soruyu bulun.

Okuduğunuzu, izlediğinizi, yaşadıklarınızı, her şeyinizi siz seçin, neleri seçtiğinizin farkında olun. Seçmedikleriniz dayatmadır, hayatınızdan çıkarın.

 

 

İlgili Bağlantılar:   @gorkemdikel   /   gorkemdikel.com   /   tumblr  /   art50  /  saatchiart

 

Sosyal Medyada Paylaş



Etiketler: , , , , , , , , , , , , , ,