Haluk Mesci: Marka-Reklam Danışmanı

haluk mesci

Kariyer yolculuğunuzu lütfen kısaca açıklayabilir misiniz?

Pek çok kez başka yerlerde anlattım bunu. 1968’in büyük bölümünde ABD’de bir lisenin son sınıfına devam ettim. AFS mübadele öğrencisiydim. Bildiğiniz gibi bu yıllar, Amerikan reklamcılığının en yaratıcı başlangıç dönemi. TV reklamları tabii ki çok etkileyici ve akılda kalıcıydı. Döndükten sonra, ODTÜ’de İşletme okudum. Böylece reklamla hep ilgili oldum. Babam da bu dönemde pazarlama ve satışla ilgili işler yapıyordu. Mezun olmaya yakın, sınıf arkadaşlarıma ‘Ankara’da bir reklam ajansı kuralım’ diye tutturdum. Tabii hiçbirimizin deneyimi yoktu, benden başka kimsenin de deli cesareti yoktu! Ama benim ilgim devam etti. Manajans’ın bir ilanına cevap yazdım ve rahmetli Eli Acıman beni işe aldı. Yıl 1973, mevsim sohbahardı…

 

Şu an yaptığınız meslekte çalışmak istediğinizi ne zaman ve nasıl keşfettiniz?

Bu soru, sanırım bir öncekine verdiğim cevapta karşılığını buluyor. Ek olarak şunu söyleyebilirim: Biraz yazmaya merakım vardı. Babamdan geliyor. Yayınlanmış radyofonik skeçleri, şiirleri ve yayımlamadığı roman denemeleri vardı. Sonra işletme bölümünün yıllık komitesinde çalışırken bu işlerdeki yaratıcı yanı keşfetmiş ve çok eğlenmiştik. Keza, yıllığa ilan toplarken, Ankara’da birilerinin bu işi -pek de iyi olmayan ya da sıradan biçimde- yaptığını görmüştük ekip olarak. Tüketici davranışı, promosyon vb. derslerde de işledikçe, sanırım ilginç gelmişti.

 

İlk işinizi yaptığınızda kaç yaşındaydınız?

23.

 

Üzerinizde en çok etki yaratan kitap hangisidir? Neden?

Başlığını ‘1968’in En Çok Okunan Reklamları’ diye çevirebileceğimiz iki ciltlik bir müthiş kitap. ODTÜ kütüphanesinin kapalı koleksiyonunda dururdu. Sanırım hâlâ oradadır. Ödünç alanlar kartında ismim de duruyordur.

Sonra, Bill Bernbach ve ekibinin VW reklamlarını inceleyen Think Small kitabı. Bu da ODTÜ kütüphane vardı. Minicik bir kitaptır. Değerlidir.

Her iki kitabı da yıllar sonra kendim için bulup aldım sahaflardan. Meraklısı için yazayım, süper bir global sahaf ağıdır: abebooks.com

 

Okumak için genellikle günün hangi saatlerini tercih edersiniz?

Ne okuduğuma göre değişiyor. İşle ve öğretimle ilgili şeyleri daha çok mesai saatleri içinde okuduğumu görüyorum doğal olarak.

Şiir, roman, eleştiri, siyaset, internette okumalar daha çok ya erken ya geç saatlere denk geliyor.

Unutmayalım: Günün her saatinde de e-posta ve mesaj okuyoruz ne yazık ki.

 

Gün içinde en yaratıcı ve üretken zamanınız hangisidir?

Sabahları çok erken saatler. Kahvaltıya kadar veya erken bir kahvaltıdan hemen sonraki saatler.

Bir de, kafamda bir şeyle yatmışsam, çoğu kez uyuyamayıp kalkıyor ve bir sürü şey döküyorum kağıda (ya da ekrana). Bu da verimli, üretici bir zaman dilimi oluyor genellikle.

 

İşlerin yolunda gitmediği zamanlarda en büyük motivasyon kaynağınız nedir ve üstesinden gelmek için ne yaparsınız?

Rahmetli Muhan Soysal hocanın derslerinde kullandığımız kitaplardan birinde bir öğüt vardı: Takıldığın zaman, mola al. (When you’re stuck, take a break.) Bu çok işe yarar. Biraz dalga geçme gibi görünse de, kafaya izin verip, biraz fiziksel veya zihinsel olarak dolaşmak iyidir. Eldeki -sorunlu- konudan uzak bir alanda göz ve gönül gezdirecek bir hafif okuma, rahatlatıcı bir müzik de fayda eder.

 

Kariyerinizde en büyük baskıyı hissettiğiniz dönemler üretkenliğinizi-yaratıcılığınızı nasıl etkiledi?

Bazen ‘tabanca zoruyla’ dediğimiz türden, bazen adını benim koyduğum ‘daktilo zoruyla’ paşa paşa oturup ürettim. Paniklemedim. Sezgilerime de, bilinçdışı algılama potansiyelime de güvendim. Ve bunların tuhaf biçimde yaratıcı olmaya katkısı olduğunu gördüm.

 

Yorucu bir günün ertesi sabahında yataktan kalkmanızı sağlayan şey nedir?

Gün ışığı. Sürüp giden sorumluluklar, o gün yapılacak işler, verilmiş sözler. Kedim Sushi. Açlık…

 

Çalışırken müzik dinlemenin duyguyu-odağı isteğiniz dışında olmaması gereken farklı yerlere götürebileceği söylenir. Bu fikre katılıyor musunuz?

Arya veya klasik (cello, arp) dinlemenin bana iyi geldiğini biliyorum. Ayrıca, saatlerce bıkmadan gitar arpej dinleyebilirim. Beni hep bir yerlere götürmüştür ve kulağıma sözler, mısralar fısıldamıştır.

 

Bir işin en heyecan duyduğunuz aşaması hangisidir? (Fikri bulduğunuz an, yapım süreci, tamamlandığı an.)

Fikrin ilk ifadesinin bir iki son dokunuşla mükemmelleştiği an. İlk gören veya dinleyen ekip üyelerinin heyecanlanması, beğenmesi. İyi düşünülmüş bir ilan taslağının karşısına geçip ‘çok güzeeeel’ duygusunu tattığımız an. Bir filmin bitmiş halinin beğenilmesi.

 

Üretkenliğinizi-yaratıcılığınızı en çok geliştiren deneyimleriniz nelerdir?

Ödül kazanmış işlerin buluştuğu kitapları, dergileri hatmetmek… Bu türden reklam filmlerini seyretmek.

 

Çalışma ortamınızda “kesinlikle olmalı” dediğiniz şey nedir?

Büyük ve boş bir masa (ne yazık ki genellikle dolu ve dağınık oluyor zamansızlıktan). Dolma kalem, kağıt. Büyük pano (cam veya pleksi). Çay. Gerektiğinde el atılacak bir müzik kaynağı.

 

“Yaratıcı kişi” tanımınız nedir?

Meraklı, heyecanlı, duyarlı, çalışkan, çabuk intikal eden; algıladığına bir şeyler katarak başka şeyler üreten kişi veya ekip.

 

En sevdiğiniz eşyanız nedir?

Bazı dolma kalemler. Genellikle kendi bağladığım ‘begleri’ tipi düz tespihler. Rahmetli babaannemin sandığından çıkan eski bir metal 5 lira.

 

Hayatta en çok kime hayranlık duyarsınız? Neden?

Hakkında kim ne derse demeye kalkarsa kalksın, gelmiş geçmiş büyük devrimci Mustafa Kemal Atatürk.

 

En sevdiğiniz ‘alıntı’ nedir?

–  Atmadığın şutların %100’ünü kaçırırsın. (You miss 100% of the shots you don’t take.)
–  Maaş diye fındık-fıstık veriyorsan, işe maymunlar başvurur. (If you pay peanuts, you get monkeys.)

 

Şu ana kadar gerçekleştirdiğiniz işler içerisinde en gurur duyduğunuz hangisidir?

İlla birini seçeceksem, UNO Ekmeğinizi elletmeyin. 1997’de çekilmesine rağmen bugün hâlâ yeni ve seyredilir duruyor.

 

Süper gücünüz nedir?

Düşünme ve düşüncemi ifade edebilme.

 

Kariyerinizin başlangıcına dönebilseydiniz en çok neyi bilmeyi isterdiniz?

Eli Acıman’ın benimle yaptığı iş görüşmesindeki izlenimlerini ondan duymak isterdim.

 

Hayatınızın sloganı nedir?

Meslek hayatımın sloganı ise soru, çok var. Ama bugün ancak yaşı tutanların hayal meyal hatırladığı birini söyleyeyim. Schweppes için yazdığım, ‘İnsanlar iyi şeylere layıktır.’

 

En iyi tavsiyeniz nedir?

Ajanslar, reklamcılar
–  Hayattan daha ilginç.
–  Müşteriden daha hızlı.
–  Rakipten daha akıllı.
olmaya çabalamalılar bence.

 

 

İlgili Bağlantılar:   @HalukMesci   /   linkedin/halukmesci

 

Sosyal Medyada Paylaş



Etiketler: , , , , , , , , ,