Hasan Yalçın: Arayüz Tasarımcısı

hasan yalçın

Kariyer yolculuğunuzu lütfen kısaca açıklayabilir misiniz?

1996 yılında internet ile tanışmam sonucu, zaten bilgisayar ile grafik üretmeye hevesli ve meraklı biri olarak ekranda gördüğüm her ne ise, bundan yapmak istiyorum diyerek tamamen kendi imkanlarım ile arayüz tasarımı yapmayı öğrendim. Önce part time sonra full time olmak üzere bir internet şirketinde çalışmaya başladıktan bir süre sonra, farklı kurumlardan gelen teklifleri değerlendirerek kariyer yolculuğuma devam ettim.

Türkiye’nin önemli medya gruplarında, elektronik ticaret markalarında ve çeşitli ajans ve şirketlerde tasarım ekipleri yönettim.

 

Şu an yaptığınız meslekte çalışmak istediğinizi ne zaman ve nasıl keşfettiniz?

Aslında geriye dönüp baktığımda çok küçükken hep böyle bir arzum varmış diyebiliyorum. Çocukken annemin dikiş kutusundaki düğmeleri aşırıp, karton tabakalar üzerine yapıştırarak otobüslerde gördüğüm sürücünün önündeki kilometre panellerini yapardım kendimce. Oturduğumuz apartmanın arka duvarlarına kireç taşı ile çizdiğim uzay istasyonu panelleri, arayüz ve ekranları ise bina boyanmasına rağmen 30 yıldır hala boyanın altından gözüküyor.

Sanırım o zamanlardan beri ekran ya da bir panel üzerinde bir şeylere basıp etkileşime girme konusu hep ilgimi çekmiş. İlerleyen yıllarda da turizm-otelcilik okumama rağmen bu arzum hiç bitmedi.

 

İlk işinizi yaptığınızda kaç yaşındaydınız?

Profesyonel anlamda bir arayüz ekranını 26 yaşında tasarladım. Marmaris belediyesinin bir kiosk çalışması için yaklaşık 100 kadar ekran tasarlamıştım. Daha genç yaşta bu işlere girmek isterdim ama ne yazık ki ondan önce internet ve bu tip çalışmalar hiç yoktu.

 

Üzerinizde en çok etki yaratan kitap hangisidir? Neden?

Mesleki anlamda özel bir etki yaratan kitap olmadı, bir süredir bitirmeye çalıştığım kendi kitabım belki bu etkiyi yaratabilir :) ancak özel olarak beni sarsan bir kitap olmadı, eğer romanlardan söz ediyorsak okuduğum her roman üzerimde farklı etkiler yaratır. O nedenle ayırım yapamam.

 

Okumak için genellikle günün hangi saatlerini tercih edersiniz?

Bir süredir otomobil kullanmayı bıraktım. Genelde toplu taşıma ve metro tercih ediyorum, bu yolculuklarda telefonumla oynayıp uyuklamak yerine, kitap okumayı tercih ediyorum bir süredir. Bu sayede bir yılda 20’ye yakın kitap bitirdim. Dolayısı ile gündüz saatlerini otomatikman tercih etmiş oluyorum.

Ancak okuduğum eser sürükleyici ise bazen yatmadan öncede bir kaç sayfa okurum.

 

Gün içinde en yaratıcı ve üretken zamanınız hangisidir?

Bir tasarımcı için günün özel bir saatinin ekstra yaratıcı olacağını sanmıyorum. Anlık meseleler bunlar. O nedenle sabah 8’de de muazzam bir eser oluşturabilirsiniz, gece 23:00’de de. Zaten bir tasarımcının günde 4 saatin üzerinde verimli ve odaklanmış olarak çalışması mümkün değil. Ben de rastlamadım. Üretken zaman dilimlerini kovalamaktan çok işlerin teslim zamanları ve süreçlerine daha fazla önem veriyorum.

 

İşlerin yolunda gitmediği zamanlarda en büyük motivasyon kaynağınız nedir ve üstesinden gelmek için ne yaparsınız?

Uzun yıllardır iş hayatında olan biri olarak, bir kaynağa ihtiyaç duymadan motive olmayı öğrendim sayılır. Motivasyonumu farklı yollarla yeniden sağlayabiliyorum. Bu güzel bir yemek, sinemada bir film, deniz kıyısında bir yürüyüş olabilir.

 

Kariyerinizde en büyük baskıyı hissettiğiniz dönemler üretkenliğinizi-yaratıcılığınızı nasıl etkiledi?

Genel olarak duygusal biri olduğum için, işler yolunda gitmediğinde fazlasıyla etkileniyorum. Dolayısı ile çalışmalarım da etkileniyor. Eğer bu baskıları işin kendisi oluşturuyor ise aşmak için çözümler üretip üstesinden çabucak gelmeye çalışırım. Tecrübe bu noktadaki en önemli yardımcım.

 

Zorlandığınızı hissettiğiniz bir işle karşılaştığınızda, durumu zihninizde -basitleştirmek- aşmak için kullandığınız bir yöntem var mıdır?

Tasarım oldukça göreceli bir konu hala. Özellikle arayüz tasarımında beğeni ve estetik değerler hala ön planda tutuluyor. Oysa faydalı bir arayüz tasarımı ortaya çıkarmanın sırrı, tasarımınızın ne renk olduğunda değil ne kadar fonksiyonel olduğunda saklı.

Eğer yaptığım tasarımla ilgili kişisel beğeni, ve estetik prespektifler üzerinden eleştiri alıyorsam, karşımdakini tasarımın işlevselliği konusunda aydınlatmaya çalışıyorum. Bu genelde sorun çözüyor. Öte yandan çözümlere en basit şekilde, iki nokta arasında çekilen düz bir çizgiden ulaşmaya çalışırım.

 

Yorucu bir günün ertesi sabahında yataktan kalkmanızı sağlayan şey nedir?

Yanıtım net, milyonlarca kullanıcının karşısında görüp, tıkladığında onlar için maksimum faydayı sağlayacak butonu tasarlama isteği.

 

Çalışırken müzik dinlemenin duyguyu-odağı isteğiniz dışında olmaması gereken farklı yerlere götürebileceği söylenir. Bu fikre katılıyor musunuz?

Bu fikre katılmakla birlikte, evde ve kalabalık ofislerde çalışırken müzik benim için hep izole olmamı sağlayan unsur olmuştur. Müziği severim, bilgim de fena sayılmaz. Ancak melodilerin arasında kaybolmaktan çok ekranla olan birlikteliğim haricindeki herkesi dışarıda bırakmak için bir yol benim için.

 

Bir işin en heyecan duyduğunuz aşaması hangisidir? (Fikri bulduğunuz an, yapım süreci, tamamlandığı an.)

Benim için her zaman tamamlanıp yayına girdiği an. Uzun bir süreçte verdiğiniz tüm emeklerinizin taçlandığı an.

 

Üretkenliğinizi-yaratıcılığınızı en çok geliştiren deneyimleriniz nelerdir?

Farklı proje grupları ve kişilerle çalışmanın büyük deneyim kazandırdığına inanıyorum. Ama beni en çok geliştiren deneyimin Londra’da katıldığım bir workshop’ta İskoç bir uygulama programcısı, İsveçli bir Art Director, Brezilyalı bir grafiker ve Alman bir proje yöneticisi ile ortak proje üretmemiz ve diğer gruplar arasında birinci seçilmemiz olduğunu düşünüyorum. Bir gün boyunca eşsiz deneyimler edinmiştim.

 

Çalışma ortamınızda “kesinlikle olmalı” dediğiniz şey nedir?

Bir Star Wars figürü ve kulaklık :)

 

“Yaratıcı kişi” tanımınız nedir?

Herkesin alışa geldiği yollar yerine, pratik yollardan çözüme ulaşan, özünde problem çözen her kişi bence yaratıcıdır.

 

En sevdiğiniz eşyanız nedir?

Zaman içerisinde değişkenlik gösterebilir bu. Sabit ve kalıcı olarak en sevdiğim eşyalarım sanırım bilim kurgu filmlerine ait art work kitaplarından oluşan arşivim.

 

Hayatta en çok kime hayranlık duyarsınız? Neden?

Hayranlık duyduğum özel bir kimse yok. İşinde başarılı, disiplinli özellikle zorluklarla mücadele ederek bir yerlere gelen herkese hayranlık duyarım.

 

En sevdiğiniz ‘alıntı’ nedir?

Tecrübe para ile satın alınamayan tek şeydir.

 

Şu ana kadar gerçekleştirdiğiniz işler içerisinde en gurur duyduğunuz hangisidir?

Beni en çok tatmin eden işler Akbank ve Koç Bank için tasarladığım ATM ekranları olmuştu. Milyonlarca insanın sizin tasarladığınız ekranları fiziksel olarak kullandığını ve faydalandığını bilmek farklı bir duygu.

AlkışlarlaYaşıyorum sitesinin Retro tasarımı benim için çok özeldi, proje aşamasında havaya girmek için ABBA dinleyip, annemin eski mutfak perdelerinden patternler çıkarmıştım.

Tasarımı ve kodlaması biten ve eksiksiz şekilde yayına giren her işimle gurur duyarım.

 

Süper gücünüz nedir?

Evde 3 kedi birden beslemek. Bunun için gerçekten süper bir güce ihtiyacınız oluyor  :)

 

Kariyerinizin başlangıcına dönebilseydiniz en çok neyi bilmeyi isterdiniz?

Grafik programlarının tümünü daha iyi bilmek ve kullanmak isterdim. Ayrıca yaptığım işin eğitimini de almak isterdim elbette.

 

Hayatınızın sloganı nedir?

Merak bir insana sunulmuş en büyük lütuftur. Bundan faydalanın.

 

En iyi tavsiyeniz nedir?

Mesleğime dair en büyük tavsiyem asla ekrandan uzak kalmayın. Bol bol egzersiz yapın. Sıkça verdiğim bir örnek olarak, Christiano Ronaldo ve Messi dünyanın en iyi futbolcuları. Hastalıkları hariç tek bir antrenman kaçırmamışlar bugüne kadar.

Bu kadar büyük yetenekler bile hala formda kalmak ve kendini geliştirmek için antrenman kaçırmıyorsa bizimki gibi çok değişkeni olan bir mesleği icra edenlerin hep daha çok çalışması ve öğrenmesi lazım diye düşünüyorum.

 

 

İlgili Bağlantılar:   @hasanyalcin   /   hasanyalcin.com

 

Paylaş:



Etiketler: , , , , , , , , , , ,