İlker Canikligil: Filmci, Fotoğrafçı

ilker canikligilKariyer yolculuğunuzu lütfen kısaca açıklayabilir misiniz?

95’te Sinema TV Bölümünü bitirdim ama okul bitmeden zaten reklam filmi sektöründe çalışıyordum. 99’da reklam sektöründen uzaklaştım ve Bilgi Uni. Sinema TV’de ders vermeye başladım. Bu arada akademik kariyer de yapıyordum. Fakat sonra 2006’da akademiden sıkıldım ve tekrar reklam filmlerine yönetmen olarak döndüm. O günden beri de serbest yönetmen olarak çalışıyorum ve IFA’da atölyeler yapıyorum.

 

Şu an yaptığınız meslekte çalışmak istediğinizi ne zaman ve nasıl keşfettiniz?

Bunu tam bilmek zor ama sinema bizim kuşak için çok büyük bir şeydi. Çocukluktan beri bu işi yapmak istiyordum ama esas karar üniversite sınavı senesi oldu. Sevgili dostum Murat Önol beni cesaretlendirmişti.

 

İlk işinizi yaptığınızda kaç yaşındaydınız?

İş derken profesyonel iş kast ediliyor sanırım. 1995’de Oya Küçümen için bir video klip çekmiştim. 23 yaşındaydım. Amatör olarak da 1992’de ilk kısa filmimi çekmiştim. 20 yaşındaydım.

 

Üzerinizde en çok etki yaratan kitap hangisidir? Neden?

Bu zor bir soru. Tek bir kitaba gereğinden fazla önem vermek olur ama Saint Exupery’nin “Kale” sini çok severim. Onun dışında Milan Kundera “Ölümsüzlük” ve Robert Pirsig’in “Zen ve Motosiklet Bakım Sanatı” en sevdiğim kitaplardır diyebilirim.

 

Okumak için genellikle günün hangi saatlerini tercih edersiniz?

Özel bir tercihim yok ama aslında gündüz okumak daha hoşuma gidiyor galiba. Özellikle deniz kıyısında sıcak bir günde…

 

Gün içinde en yaratıcı ve üretken zamanınız hangisidir?

Gündüzü tercih ederdim ama geceyi daha çok seviyorum çünkü rahatsız eden olmuyor. Özellikle telefonla konuşmaktan nefret ediyorum. Çalması bir dert, çalmaması ayrı bir dert :)

 

İşlerin yolunda gitmediği zamanlarda en büyük motivasyon kaynağınız nedir ve üstesinden gelmek için ne yaparsınız?

Geçmişe bakmayı bırakıp yeniden denemek, yeniden yenilmek! Beckett’in dediği gibi.

 

Kariyerinizde en büyük baskıyı hissettiğiniz dönemler üretkenliğinizi-yaratıcılığınızı nasıl etkiledi?

Yeterince üretken biri değilim. Daha çok üretmem gerek fakat benim derdim daha çok “kariyerle” aslında. Kariyere karşıyım! Bunu uzun açıklamak gerekir ama filmcilik benim için sadece bir kariyer değil. Hiçbir zaman olmadı.

 

Zorlandığınızı hissettiğiniz bir işle karşılaştığınızda, durumu zihninizde -basitleştirmek- aşmak için kullandığınız bir yöntem var mıdır?

Genel bir yöntem olarak bir süre başka bir şeyle ilgilenmek her zaman iyidir. Bateri çalarım mesela. Beyni boşaltan bir eylemdir. Bir nevi meditasyondur.

 

Yorucu bir günün ertesi sabahında yataktan kalkmanızı sağlayan şey nedir?

Yeniden yorulma isteği! Hayat her zaman devam etmeli.

 

Çalışırken müzik dinlemenin duyguyu-odağı isteğiniz dışında olmaması gereken farklı yerlere götürebileceği söylenir. Bu fikre katılıyor musunuz?

Evet. Müzik dinleyerek ciddi bir iş yapamazsınız. En azından benim için böyle bu. Müzik dinlemek kendi başına bir iştir zaten. Diğeri sadece dikkatimi dağıtıyor. Çok az müzik dinlerim bu arada. Dünyada gereğinden çok müzik olduğunu düşünüyorum. İnsanların müziği dinlediklerinden de emin değilim. Duyuyorlar sadece ama bu dinlemek değil.

 

Bir işin en heyecan duyduğunuz aşaması hangisidir? (Fikri bulduğunuz an, yapım süreci, tamamlandığı an.)

Yapım sonrası (post production) süreci. Yapım sırasında çok büyük stres oluyor herkes için. O anda verdiğiniz savaş içinde hislerinizi doğru ölçemiyorsunuz.

 

Üretkenliğinizi-yaratıcılığınızı en çok geliştiren deneyimleriniz nelerdir?

Zorlanmak. Zorlanmıyorsam hiç bir anlamı olmuyor yaptığım şeyin. Sıkılıyorum. Slovenya’da bir yarışmaya katılmıştım. 6 saat içinde bir dakikalık bir senaryo yazıp, 6 saatte çekip, 6 saatte kurgulamak gerekiyordu. Hayatımın en iyi deneyimlerinden biriydi ve yaşadığım stresi anlatamam! Özellikle yazarken zorlanmıştım.

 

Çalışma ortamınızda “kesinlikle olmalı” dediğiniz şey nedir?

Sessizlik ve kabul edilebilir bir sıcaklık. Üşüyorsanız iyi bir şey yapmanız çok zor!

 

“Yaratıcı kişi” tanımınız nedir?

Bu kelime ne yazık ki Türkiye’de hep yanlış anlaşılmıştır: Yaratıcılık uçuk kaçık fikirler geliştirmek değildir. Belirli bir soruna, belirli bir bağlamda, uygun, etkili ve gerçekleştirilebilir çözümler üretmektir ve herkes her zaman yaratıcı olmak zorundadır. Bir garson da çok yaratıcı olabilir.

 

En sevdiğiniz eşyanız nedir?

Güzel soru. Rahmetli Tardu Kuman’in yaptığı bir sehpam var. Esasen işlenmiş bir armut kütüğü ve altında tekerlekler var. Onu seviyorum. Onun dışında teknolojik olarak bir insansız hava aracım var onu seviyorum ama tabi bu sevgi yeni bir tane alana kadar sürecek.

 

Hayatta en çok kime hayranlık duyarsınız? Neden?

Stanley Kubrick. Nedenini Youtube’da yaptığım programda epey uzun anlattım.

 

En sevdiğiniz ‘alıntı’ nedir?

Kubrick’in Playboy’un “Eğer hayat bu kadar amaçsızsa sizce yaşamaya değer mi?” sorusuna verdiği cevap:

“Ölümlülükle başa çıkabilenler için, evet. İnsanı anlam oluşturmaya iten hayatın anlamsızlığının kendisidir. Çocuklar tabi ki hayata bir yaprağın yeşil rengi kadar basit şeylerden büyük mutluluk duymak gibi bozulmamış bir mucize duygusu ile başlar fakat büyüdükçe, ölüm ve yıkımın farkındalığı bilinçlerine sızarak yaşam sevincini, içlerindeki idealizmi ve ölümsüzlük yanılsamasını yıpratmaya başlar. Çocuk olgunlaştıkça çevresinde hep ölüm, acı görmeye ve “insanın mutlak iyiliğine” olan inancını kaybetmeye başlar. Yine de eğer yeterince güçlü ve şanslıysa ruhun bu karanlığından yaşamın heyecanını yeniden doğurabilir, taze bir amaç ve onaylanma hissi yakalayabilir. Doğumundan gelen o mucize duygusunu geri getiremez ama ondan daha kalıcı ve sürekli bir şey şekillendirebilir.

Evren hakkındaki en dehşet verici şey onun bize düşman değil, kayıtsız oluşudur fakat bu kayıtsızlıkla uzlaşıp hayatın zorluklarını ölümün sınırları içinde kabul edebilirsek insan türü olarak varlığımız bir anlam ve tatmin sağlayabilir. Karanlık ne kadar derin olursa olsun kendi ışığımızı yaratmalıyız.”

 

Şu ana kadar gerçekleştirdiğiniz işler içerisinde en gurur duyduğunuz hangisidir?

Son çektiğim kısa film var İspanya’da Yağmur. Henüz çıkarmadık ortalığa ama şimdilik o sanırım. En son yaptığınız genelde en iyisidir ya da en azından öyle olmasını umarsınız!

 

Süper gücünüz nedir?

Bildiğim kadarıyla yok öyle bir gücüm ama açık yürekli biriyim.

 

Kariyerinizin başlangıcına dönebilseydiniz en çok neyi bilmeyi isterdiniz?

Pek bir şey bilmediğimi.

 

Hayatınızın sloganı nedir?

Pırıltı yaratmaya çalış, elinden geleni yap, kendini düzelt, suçu başkalarına atma.

 

En iyi tavsiyeniz nedir?

Tavsiyeleri çok sevmiyorum. “Kendi yoluna git” derdim sanırım ama gittiğin yol gerçekten senin yolun olmalı. Başkalarının hoşuna gidecek veya onların sana dayattığı yol değil.

 

 

İlgili Bağlantılar:   ilkercanikligil.com  /  showreel  /  saatchiart  /  Olmaz Öyle Saçma Şey!

 

 

Sosyal Medyada Paylaş



Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , ,