Kemal Yıldırım: Tasarımcı, Öğretim Üyesi

kemal yıldırım

Kariyer yolculuğunuzu lütfen kısaca açıklayabilir misiniz?

Kariyer yolculuğum etkin olarak lise yıllarında ailemin mobilya atölyesinde başladı. Bir taraftan okula devam ederken bir taraftan da atölyede üretilen mobilya ve dekorasyon işlerine yardımcı oluyordum. Okul ile uygulama atölyesi arasında kazandığım deneyim, mesleği sevmemi sağladı. Ardından okul birinciliği geldi. Üniversite tercihimi bilinçli bir arayışın ardından “tasarla üret modeli” bir yaklaşımı eğitim programına taşıyan Gazi Üniversitesi Teknik Eğitim Fakültesi’nden yana kullandım. Fakülte; 1937 yılında Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün isteğiyle Almanya’dan gelen bilim adamları tarafından kurulmuş, Cumhuriyetin ilk yıllarında Türkiye’ye yön vermiş bir kurumdu. Fakülte’de aldığım başarılı bir lisans eğitiminin ardından Alman ekolüyle yetişmiş Arşi Olcay, Ömer Er, Kemal Dinçel gibi üç kuşak dev hocaların el verdiği Dr. Zafer Işık hocamın isteğiyle İç Mimari / Dekorasyon Kürsüsünde asistanlığa başladım… Hayatımın önemli bir dönüm noktası da yüksek lisans ve doktora tez danışmanımın mimarlık bölümü öğretim üyesi Prof.Dr. Muammer Hacıbaloğlu olmasıdır. Prof.Dr. Abdullah Sönmez hocamın referansıyla tanıştığım Hacıbaloğlu hocamdan çok şey öğrendim, ihtiyaç duyduğumda kapısını hep açık bulduğum, güler yüzlü tavrı, sakin, huzurlu ve bilge ders anlatışının başarılarımın temelinde payı çoktur…

 

Şu an yaptığınız meslekte çalışmak istediğinizi ne zaman ve nasıl keşfettiniz?

Mesleğimin akademik boyutuna üniversite sıralarında otururken karar verdim, dersimize gelen hocaların hep güçlü ve zayıf yönlerini irdelerdim. Derslerde; ben olsam öğrencilere böyle yapmazdım, şöyle giyinirdim, dersi şu şekilde anlatırdım gibi hayaller kurardım. Mezuniyetin ardından bir dizi sorun yaşasam da bölümümde bazı hocalarımın da talebiyle asistan olmaya karar verdim. Zorlu bir süreçti…

 

İlk işinizi yaptığınızda kaç yaşındaydınız?

Hiç unutmuyorum, lise yıllarında bir müşterinin evine gömme dolap yapmıştık. Müşterinin isteğine göre ölçüsünü alıp, atölyede üretmiştik. Nişin karşılıklı duvarlarının zemin ve tavan kısımlarında yer alan ölçü farklılıkları nedeniyle, montajda çok zorlanmıştık. Daha sonraki işlerde mekânın her noktasından defalarca ölçü aldığımı hatırlıyorum.

 

Üzerinizde en çok etki yaratan kitap hangisidir? Neden?

Alvin Toffler’in “Şok / Gelecek Korkusu” adlı kitabı beni çok etkilemişti, sarsıcı bir etkiydi. Lisenin ilk yıllarıydı. Toffler kitabında, gelecekte olabilecek bir çok öngörüsünü sıralamıştı! Teknolojiyle birlikte hayatımıza girecek bir sürü şey, o yıllar düşünüldüğünde gerçekten ürkütücüydü. Bugün hayatımızın her aşamasında kullandığımız tek kullanımlık bardaklar, tabaklar, çatalların habercisiydi kitap… Yıllar geçti aradan unutmadıysam kitapta tek kullanımlık elbiselerden bahsediliyordu, yıkama, ütü derdi yok, kullanım ömrü uzun, geri dönüşümlü elbiseler. Belki de şu an tüketiliyordur.

 

Okumak için genellikle günün hangi saatlerini tercih edersiniz?

Akademik okumalarımı gün içinde genellikle fakültedeki ofisimde yapıyorum, bunlar çoğunlukla öğrenci tezleri, araştırma raporları, makale hakemlikleri, doçentlik raporları, ders materyalleri vs.’den oluşmakta… Diğer okumalarımı da günün yogunluğuna bağlı olarak bazen akşamın ilerleyen saatlerinde, bazende hafta sonlarında gün içinde yapıyorum.

 

Gün içinde en yaratıcı ve üretken zamanınız hangisidir?

Kendimi daha zinde ve güçlü hissettiğim için sabah 9-11 saatleri arasını tercih ediyorum.

 

İşlerin yolunda gitmediği zamanlarda en büyük motivasyon kaynağınız nedir ve üstesinden gelmek için ne yaparsınız?

İşlerin yolunda gitmediği zamanlarda kenara çekilip, kendimle başbaşa kalırım, nerede hata yaptığımı sorgularım, eğer yola devam edilmesi gerektiğine inanırsam, kötü gidişe neden olan her neyse onu en ince ayrıntısına kadar sorgular, beynimde tartışırım. Bazen sorunun büyüklüğüne göre bedenim yorgun düşene dek bu mücadele devam eder. Kolay pes etmem. Bir sonraki gün yeni stratejilerle hedefime kilitlenir, hiçbir şey olmamış gibi mücadeleye devam ederim.

 

Kariyerinizde en büyük baskıyı hissettiğiniz dönemler üretkenliğinizi-yaratıcılığınızı nasıl etkiledi?

Rahat ve huzurlu ortamları yeğlerim. Böyle ortamlarda üretkenliğim de, yaratıcılığım da tavan yapıyor. Ne zaman bir baskı ortamı oluşursa, o an herşey dibe vuruyor. En verimsiz dönemim doçentlik jüri aşamasıdır, bu dönemde akademik anlamda hiçbir şey yapmadım/yapamadım. Yaptığım tek şey; akademik hayatım boyunca hiç kullanmayacağım bir sürü bilgiyi ezberlemek oldu. Kocaman kayıp bir zaman dilimi…

 

Zorlandığınızı hissettiğiniz bir işle karşılaştığınızda, durumu zihninizde -basitleştirmek- aşmak için kullandığınız bir yöntem var mıdır?

Bir işte zorlandığımda eğer mümkünse hemen zamanı devreye sokarım, sorunu zamana yayarak çözüm aramaya çalışırım. Bu süreçte alacağım kararlar için eğer ihtiyaç duyarsam kişilere danışırım, gerekli bilgileri toplarım, zorluğa neden olan olguları analiz eder, sentezler ve sonuca bağlarım.

 

Yorucu bir günün ertesi sabahında yataktan kalkmanızı sağlayan şey nedir?

Yaşama sevinci ve sorumluluklar…

 

Çalışırken müzik dinlemenin duyguyu-odağı isteğiniz dışında olmaması gereken farklı yerlere götürebileceği söylenir. Bu fikre katılıyor musunuz?

Katılmıyorum, yapılan işe odaklanıldığında müzik gibi dışdan gelen bir kaynağın olumsuz yönde etkili olabileceğine inanmıyorum. İlkokulda bir öğretmenim “eğer siz isterseniz davullu, zurnalı bir düğün ortamında bile ders çalışabilirsiniz” demişti, bu sözü hiç unutmadım.

 

Bir işin en heyecan duyduğunuz aşaması hangisidir? (Fikri bulduğunuz an, yapım süreci, tamamlandığı an.)

Tasarımlarımda fikri bulduğum an heyecanım en yüksek seviyeye ulaşır. Birde üretilen ürünün karşısına geçip, uzun uzun bakmak büyük keyif verir bana.

 

Üretkenliğinizi-yaratıcılığınızı en çok geliştiren deneyimleriniz nelerdir?

Alanımdaki gelişmeleri yakından izlemek, gözlem yapmak, geliştirdiğim düşüncelerimi farklı görüşlerden faydalanarak olgunlaştırmak üretkenliğimi olumlu yönde etkiliyor.

 

Çalışma ortamınızda “kesinlikle olmalı” dediğiniz şey nedir?

Huzurlu, sakin bir ortam…

 

“Yaratıcı kişi” tanımınız nedir?

Yaratıcı kişi; duyarlı, çevresinde yaşanan problemleri farkedebilen, problemleri çözmek için alternatif çözüm önerileri geliştirebilen yetenekli bir bireydir.

 

En sevdiğiniz eşyanız nedir?

Bilgisayarım.

 

Hayatta en çok kime hayranlık duyarsınız? Neden?

Mustafa Kemal Atatürk… Etkisi Sonsuza Değin Yaşayacak Dev Eserleri…

 

En sevdiğiniz ‘alıntı’ nedir?

“İnsan iyi bir ağaç seçerse, gölgesiz kalmaz.”

 

Şu ana kadar gerçekleştirdiğiniz işler içerisinde en gurur duyduğunuz hangisidir?

Başarılı işlere imza atan öğrencilerim.

 

Süper gücünüz nedir?

Mücadele ruhum.

 

Kariyerinizin başlangıcına dönebilseydiniz en çok neyi bilmeyi isterdiniz?

Kayıp zamanlarımı telafi edebilmeyi.

 

Hayatınızın sloganı nedir?

Önce İnsan…

 

En iyi tavsiyeniz nedir?

Başarının anahtarı çalışmak…

 

 

İlgili Bağlantılar:   gazi.edu.tr/kemaly   /   wixsite/kyildirim

 

Paylaş:



Etiketler: , , , , , , , , , , , , , ,