Laçin Ceylan: Oyuncu, Yönetmen, Bitiyatro Sahibi

laçin ceylan

Kariyer yolculuğunuzu lütfen kısaca açıklayabilir misiniz?

Aslında kariyer deyince garip geliyor. Neredeyse yaptıklarımı kariyer olsun diye yapmadım diyeceğim :). Tamamen, ilk gençlikten hatta çocukluktan itibaren yapmayı sevdiğim şeylerin peşinde gitmekle oluşan bir hayatım oldu. Ne yapmak istediğime, canımın ne istediğine daha çok odaklandım. Böyle bir iç takibi sonucu, karşıma çıkan olasılıkları, fırsatları da bu doğrultuda değerlendirdim. Bugüne kadar da böyle geldik. Sevmediğim, yakın bulmadığım ne bir oyun yaptım, ne de bir oyun ya da sinema filminde oynadım. Yıllar sonra geriye doğru baktığımızda, buna kariyer denmesi bana gerçekten tuhaf geliyor. Kendimi plazaların arasında yıllar içinde koşuştururken, bir dereceye gelmiş biri gibi hissettiriyor bana. Ama bir oyuncu, kimliğini, tarihini bedeninde taşır durur. Her yaptığı onu şekiller, bir yönetmen ya da sanat direktörü de aynı şekilde biçimlenir.

 

Şu an yaptığınız meslekte çalışmak istediğinizi ne zaman ve nasıl keşfettiniz?

Ortaokul ve lisede, bunaltıcı ve arka arkaya yetişkinler tarafından sorulan “ne olacaksın?” sorularına bir cevap vermeye çalıştığımdan beri. Hayatımın ilk meslek arzusu, oyuncakçı olmaktı. Ama oyuncakçıların da sattıkları oyuncaklarla, oturdukları mağazalar içinde mutlu olmadıklarını farkedince, oyuncak ve oyun duygusuna ulaştıran en şahane meslek ne olabilir diye düşündüm ve buldum :))

 

İlk işinizi yaptığınızda kaç yaşındaydınız?

Ciddi olarak, ilk seyirci karşısına çıkışım 16 yaşımdaydı.

 

Üzerinizde en çok etki yaratan kitap hangisidir? Neden?

Victor Hugo “Sefiller” ilk gençlik daha doğrusu ortaokul yıllarımda okuyup da çarpıldıklarımdan. Jan Val Jan’ın değişimi olağanüstüydü. Okuduğum sahneler kafamda film gibi oynayıp durdu.

Lisede de Madam Bovary… Okuyup okuyup ağladığımı hatırlıyorum. Madam Bovary, mutsuzdu ve ömür boyu onu tatmin edecek bir hayatı aramak için savruldu. O’nun iniş çıkışlarıyla çok sarsılmıştım. Sanki bu kadını yakından tanıyordum ve çok yakın biriydi bana. O’nu anlıyor onun için olağanüstü üzülüyordum. Daha sonra, Madam Bovary’e Mektuplar adı altında kendim O’na bir dolu şey yazmıştım. Sanki ruhu hala acı çekiyordu, yazdıklarım O’na seslenişti ve yalnız olmadığını hissettirmek için yazdığım şeylerdi. Ne yazık ki o yazılarımı kaybettim. Bir gün bir yerden çıkar mı…? Keşke… O zamanki kendimle karşılaşmayı çok isterim.

 

Okumak için genellikle günün hangi saatlerini tercih edersiniz?

Sabahın çok erken saatleri, akşamüstü, bazen sabaha karşı…

 

Gün içinde en yaratıcı ve üretken zamanınız hangisidir?

Belli olmuyor bu… Çok değişken olabiliyor. Mevsime göre de değişiyor. Ama keşke uykuya bi çözüm bulunsa da hiç uyumasam… Sabaha karşıları seviyorum.

 

İşlerin yolunda gitmediği zamanlarda en büyük motivasyon kaynağınız nedir ve üstesinden gelmek için ne yaparsınız?

Bi cümlem var, yıllardır kendime söylediğim; “Bi hamam böceklerine, bi sana hiçbir şey olmaz! Devam!” ve çok kötü bir ruh halim olsa bile devam etmeye yönelik bir mayam, hamurum var. Yıllardır böyle. Hayatımda bir kere bile depresyon hapı kullanmadım, kullanmam. Büyük konuşmak da istemem. Ama acıları, dertleri olduğum gibi karşılamak, gerekirse karşılarında hareketsiz kalmaya da kabulüm, ama suni dert atlatıcılar istemem. Devam etmeyi severim ben.

 

Kariyerinizde en büyük baskıyı hissettiğiniz dönemler üretkenliğinizi-yaratıcılığınızı nasıl etkiledi?

Böyle zamanlarda daha yaratıcı olunuyor aslında, bu kez nasıl yaparız da yaparız’a kafayı takarım. Yani baskıyı hissetmeyecek kıvama ve buluşlara getiririm durumu. Metafor diye birşey var. Hayatın içinde de metaforları kullanırım. Sadece sahnede değil :)

 

Zorlandığınızı hissettiğiniz bir işle karşılaştığınızda, durumu zihninizde -basitleştirmek- aşmak için kullandığınız bir yöntem var mıdır?

Eğer gerçekten çok büyük bir zorlanma hissediyorsam, kendimi olanı kabul etmeye daha çok yönlendiririm. Tamam zorlanıyorsun derim, hatta olmuyorsa olmuyor diyebilmeli insan. O zaman çözümler de, yapılması gerekenler de daha iyi görülür.

 

Yorucu bir günün ertesi sabahında yataktan kalkmanızı sağlayan şey nedir?

Çok yorucu dönemlerde, bazen kendime bir araba muamelesi yaparım, çünkü iç yorgunluğumu dinleyecek olursam yatmaya devam etmem gerekir, kendime, direksiyonuna bir şoför isteyen araba muamelesi yaparım. Bedenim içine yerleşir, onu sürerim. Sonra zaten hayat bir şekilde devreye girer, akışta herşeyin rayını bulur.

 

Çalışırken müzik dinlemenin duyguyu-odağı isteğiniz dışında olmaması gereken farklı yerlere götürebileceği söylenir. Bu fikre katılıyor musunuz?

Doğrudur, bilemiyorum. Çalışırken müzik istediğim olur tam da dediğiniz nedenlerden dolayı… Yani tercih ettiğim… Bazen de çalışırken kesin sessizlik isterim. Özellikle sahne çalışmalarında herhangi bir müzik istemem. Tam da kendime ya da sahnedeki oyuncuya, olan bitene yoğunlaşmak isterim. Oyuncu, sahne bunlar da yeterince kalabalıktırlar. Onlarla başbaşa iç içe kalmanız gerekir.

 

Bir işin en heyecan duyduğunuz aşaması hangisidir? (Fikri bulduğunuz an, yapım süreci, tamamlandığı an.)

Aslında her aşaması desem… Her biri ayrı yenilik ve sürprizleriyle, çözülmesi gereken matematik problemleri gibi. Bence çok zevkli. Çözümsüz gibi görünen şeyler daha çok iştahımı açıyor.

 

Üretkenliğinizi-yaratıcılığınızı en çok geliştiren deneyimleriniz nelerdir?

Risk almak.

 

Çalışma ortamınızda “kesinlikle olmalı” dediğiniz şey nedir?

Açık sözlülük ve dürüstlük ya da netlik diyelim. Bunların olmadığını hissedersem ekibi hemen dağıtırım. Böyle birileriyle çalışmaya devam etmem, bir çalışmaya girmem. Bir de iyi bir fikir alırım yanıma çalışmaya başlarken. Egomu da kapıya asarım, herkesin de asmasını isterim.

 

“Yaratıcı kişi” tanımınız nedir?

Yaratıcı kelimesi kafamda bir dolu uyarana yol açıyor. Yaratıcı, benim için yoktan var eden, var olandan yeni olana yelken açan kişi demek.

 

En sevdiğiniz eşyanız nedir?

Aklıma bişey gelmedi, sevdiğim çok fazla şeylerim var. Bir tane gelmiyor aklıma…

 

Hayatta en çok kime hayranlık duyarsınız? Neden?

Onları ilan etmek istemiyorum, sanki onlara nazar değecekmiş gibi hissediyorum. Ailemden var böyle insanlar, tiyatro alanında çalıştığım en son isimlerden Christine Sohn’u sayabilirim.

 

En sevdiğiniz ‘alıntı’ nedir?

Sabahattin Ali’nin Kuyucaklı Yusuf’unda memurlar ve memuriyet ile ilgili bölümleri, çerçeveletip asmak istediğim olmuştur. Hatta yapacağım.

 

Şu ana kadar gerçekleştirdiğiniz işler içerisinde en gurur duyduğunuz hangisidir?

Bitiyatro’yu kurmak ve oluşturmak.

 

Süper gücünüz nedir?

Klişelerle düşünememek, genellemelere şüpheyle bakmak. Çoğunluğun yücelttiği, yükselttiği şeylere de hemen ikna olmamak.

 

Kariyerinizin başlangıcına dönebilseydiniz en çok neyi bilmeyi isterdiniz?

Bir gün tiyatro kurabileceğimi :))

 

Hayatınızın sloganı nedir?

Şu sıralar sevdiğim bir şey var “Para kazanmak bir yetenekse, para harcamak bir kültür işidir.”

 

En iyi tavsiyeniz nedir?

Hiçbir deneyimi küçümseme. Yap, yap, yap.

 

 

İlgili Bağlantılar:   bitiyatro.com   /   tw/bitiyatro    /   fb/bitiyatro    /   inst/bitiyatro

 

Paylaş:



Etiketler: , , , , , , , , , , , , ,