Nilgün Öneş: Senaryo Yazarı

nilgün öneş

Kariyer yolculuğunuzu lütfen kısaca açıklayabilir misiniz?

Senaryo yazarlığına Süper Baba dizisiyle başladım. Ondan önce uzun bir süre grafik tasarımcı olarak çalıştım. Manajans’ta yazar ve çizer olarak ekipler halinde çalışıyorduk. Yazar arkadaşım Muharrem Buhara, Yavuz Turgul’a dizi için beni önerdi. Böylece kendimi hızla yazmam gereken bir bölümün içinde buldum. Tasarım programlarına alışık olduğum için klavyeyi bir yazar gibi kullanamıyordum bile. Böylece benim için yepyeni bir sayfa açıldı. Lise öğrencisiyken çizdiğim resimli romanlar hem kurgu yaparken hem de diyalog yazarken çok işime yaradı. Aslında o zamanlar ne yapacağım belliymiş. Yazmak ve çizmek. Kariyer yolculuğuma lise yıllarında biraz bilinçsizce başladığımı söyleyebilirim.

 

Şu an yaptığınız meslekte çalışmak istediğinizi ne zaman ve nasıl keşfettiniz?

Bu mesleğe tesadüfen ve arkadaşımın tavsiyesiyle girdim. Senaryo yazmak gibi bir hayalim yoktu. Grafik tasarım gibi zaten çok severek yaptığım bir mesleğim vardı. Yazmak bir dünya kurmak, o dünyada yolculuğa çıkmak, hatta içinde kaybolmak… Farkına varmadan büyüsüne kapılıyorsunuz. Zaman içinde grafik tasarımın önüne geçti. Sanat dallarının birbirine ilham verdiğini düşünüyorum. Formları, kullandığınız enstrümanlar değişik olabilir ama yaratıcı süreç ve düşünce sistemi çok da farklı değil.

 

İlk işinizi yaptığınızda kaç yaşındaydınız?

Öğrenciyken bir reklam ajansında staj yapmıştım. Çizdiğim desenler için bana para ödediler. İlk profesyonel işim bu oldu. 20’li yaşların başındaydım.

 

Üzerinizde en çok etki yaratan kitap hangisidir? Neden?

Ursula K. Le Guin ‘Kadınlar, Rüyalar, Ejderhalar’. Bir yazar, özellikle de bir kadın yazar olarak yazma eyleminin inceliklerini ve kendi deneyimlerini anlatır. Kısa aydınlanma anları yaşatır. Clarissa Pinkola Estes’nin ‘Kurtlarla Koşan Kadınlar’ını da aynı değerde buluyorum. Masalları analiz ederken, şaşırtıcı derinliklerle yüzleştirir sizi. Tabi Raymond Carver, benim idolüm. Özellikle ‘Aşktan Söz Ettiğimizde Sözünü Ettiklerimiz’. Onunla ilgili “Az konuşan, jestlerle ve tepkilerle anlaşmaya çalışan sessiz insanların “gürültüyü sevmeyen” yazarı diye bir yorum okumuştum. Tamamen katılıyorum. Sade, metni süslemeden ve az kelimeyle yazarak, bu kadar büyük etki yaratabilmek inanılmaz. Ve Hasan Ali Toptaş’ın kitaplarındaki samimiyet, estetik ve incelik beni her zaman etkilemiştir. Bildiğimiz bir yerden, bildiğimizi sandığımız duyguları bizi şaşırtacak kadar değişik bir biçimde ortaya koyar.

 

Okumak için genellikle günün hangi saatlerini tercih edersiniz?

Günün her saati olabilir. Elimdeki kitaba bağlı. Bütün gün takıldığım bile olur. Bazen yoğunlaşma çabalarınıza rağmen ilerlemez. Eskiden bitirmeye çalışırdım ama artık bırakıyorum. Yani bir kitap size saatleri unutturabilir. Ya da dakikaları saydırabilir.

 

Gün içinde en yaratıcı ve üretken zamanınız hangisidir?

Gündüz saatleri. Gece insanı değilim.

 

İşlerin yolunda gitmediği zamanlarda en büyük motivasyon kaynağınız nedir ve üstesinden gelmek için ne yaparsınız?

Ara veririm ve başka bir şeyle uğraşırım. Yürüyüşe çıkarım, bir arkadaşımla buluşurum, veya bir film seyrederim. Yazarken çıkmaza girdiğimde zorlamanın faydası olmuyor. Bir süre uzaklaştıktan sonra tekrar başına oturup yazdıklarımı baştan sona okurum. O zaman metne dışardan bakabiliyorum, tıkandığım yerleri daha net görebiliyorum ve bu da devam etmemi kolaylaştırıyor.

 

Kariyerinizde en büyük baskıyı hissettiğiniz dönemler üretkenliğinizi-yaratıcılığınızı nasıl etkiledi?

Aslında baskının yaratıcılığımı pozitif anlamda etkilediğini söyleyebilirim. Bir şekilde o baskıyla baş etmek zorundasınız, o zaman da daha yaratıcı olmanız gerekiyor, başka türlü çözemezsiniz çünkü. Zorlayan bir süreçtir ama illaki bir çıkış yolu bulunur. Bu bir sansür baskısı olsa bile, söylemek isteğinizi yasaklara takılmadan söyleyebilmenin yolunu bulmak için yaratıcılığınızı en üst noktaya çıkarmanız gerekir. Hatta baskı olmadan yapacağınızın daha iyisi bile ortaya çıkabilir. Böyle zor dönemleri anlatan kitaplar ve filmler de bize bu nedenle büyük keyif verir.

 

Zorlandığınızı hissettiğiniz bir işle karşılaştığınızda, durumu zihninizde -basitleştirmek- aşmak için kullandığınız bir yöntem var mıdır?

Zorlandığım zaman yaptığım şey neyse onun dışında başka bir yaratıcı işle meşgul oluyorum. Yazıyorsam mesela, çiziyorum. Çiziyorsam yazıyorum. Ama beni zorlayan şey her neyse hep kafamın içinde oluyor. Yaratıcı disiplinlerin birbirini olumlu yönde etkilediğini düşündüm hep. Sorununuz neyse onu başka bir dille çözmenize yardımcı oluyor. Bir metni görsel malzeme yardımıyla düşünmeye çalışmak mesela… Veya görsel bir malzemenin sizde hissettirdiklerinin yazdığınız metne yardımcı olması… Tıkandığınız noktada çözüm getirebiliyor.

 

Yorucu bir günün ertesi sabahında yataktan kalkmanızı sağlayan şey nedir?

Kahvaltı. Günün en sevdiğim öğünü. Yorgunluğumu unutturur ve her koşulda mutlu uyanmama sebep olabilir.

 

Çalışırken müzik dinlemenin duyguyu-odağı isteğiniz dışında olmaması gereken farklı yerlere götürebileceği söylenir. Bu fikre katılıyor musunuz?

Yazarken müzik dinleyemem, dikkatim dağılıyor. Çünkü müzik dinlemek benim için başlı başına bir olaydır. Hatta mümkünse arabada ve ses açık olarak. Tamamen ona konsantre oluyorum ve yanı sıra başka bir şeyle meşgul olamıyorum. Çizerken belki.

 

Bir işin en heyecan duyduğunuz aşaması hangisidir? (Fikri bulduğunuz an, yapım süreci, tamamlandığı an.)

Kesinlikle fikri bulduğum an. Zaten ondan önce oldukça zor bir arayış süreci geçmiş oluyor. İyi bir çözüm bulsam da başlasam duygusu içinde oluyorsunuz. Fikri bulduğumda, daha sonraki süreç çok hızlı gelişiyor. Bulduğum şey beni heyecanlandırdıysa uzun ve zorlu bir metinse bile başından kalkmadan saatlerce çalışabilirim.

 

Üretkenliğinizi-yaratıcılığınızı en çok geliştiren deneyimleriniz nelerdir?

Okumak, izlemek ve seyahatler… Seyahatlerde günlük tutarım. Çoğu zaman gittiğim, gördüğüm yerlerle ilgili özel metinlerin de çıktığı olmuştur. Chelsea Hotel No:2 gibi mesela. Ayrıca günlük konuşmaları doğal diyalog yakalamak için dikkatle dinlerim. Hele ki gençlerle ilgili bir sahne yazıyorsam, zamanın jargonunu yakalamak için mutlaka yapmam gerekiyor. Bu da ilginç bir deneyim elbette. Proje tasarlarken özel konularla ilgili danıştığım insanlar oluyor. Mesela “Bu Kalp Seni Unutur mu?” dizisini yazarken Diyarbakır Cezaevi’nde kalanlarla görüşmüştüm. Sarsıcı ve etkileyici bir deneyimdi. Bunun cezaeviyle ilgili yazdığım sahnelere büyük katkısı oldu.

 

Çalışma ortamınızda “kesinlikle olmalı” dediğiniz şey nedir?

Bilgisayarım, bir fincan çay ve yanında küçük atıştırmalıklar…

 

“Yaratıcı kişi” tanımınız nedir?

Bize ‘bu daha önce nasıl da aklıma gelmedi’ dedirtecek kadar basit ve doğal bir çözümü estetik bir biçimde yakalamış yani zoru başarmış olan kişiler.

 

En sevdiğiniz eşyanız nedir?

İçinde çiçekli porselen süzgeci olan cam çay demliğim ve annemden kalan porselen çay fincanı.

 

Hayatta en çok kime hayranlık duyarsınız? Neden?

İşini yaparken dünyayı unutan insanlara hayranlık duyuyorum. Çeşitli iş dallarında çalışan insanları uzaktan izlemişimdir. Bazıları ne yaptıklarının fazlaca farkındadır ve biraz da gösteriş içindedirler. Takdir toplamaya ve izlenmeye heveslidirler. Benim sözünü ettiklerim işin içinde kaybolmuş, kendiyle ve yaptığı şeyle derdi olan ve etrafının farkında olmayacak kadar işine kaptıranlar…

 

En sevdiğiniz ‘alıntı’ nedir?

Akıp giden bir bataklığın içindeyiz hepimiz; ama yıldızlara bakıyor bazılarımız. / Oscar Wilde

 

Şu ana kadar gerçekleştirdiğiniz işler içerisinde en gurur duyduğunuz hangisidir?

Nisan Yayınları için yaptığım kitap kapakları, Baba Zula grubu için yazdığım “Bir Sana Bir de Bana” şarkısının sözleri, Bu Kalp Seni Unutur mu ve Hatırla Sevgili dizileri.

 

Süper gücünüz nedir?

Düştüğüm yerden hızlı ve moralli kalkmak.

 

Kariyerinizin başlangıcına dönebilseydiniz en çok neyi bilmeyi isterdiniz?

Günün birinde yazabileceğimi. Çünkü sadece çizebileceğimi sanıyordum.

 

Hayatınızın sloganı nedir?

Çok gezen çok bilir.

 

En iyi tavsiyeniz nedir?

Ne olursa olsun sevdiğiniz işi yapın. Para kazandırmasa bile. Çünkü günün sonunda elinizde iş yaparken geçirdiğiniz mutlu anlar kalır.

 

 

Sosyal Medyada Paylaş



Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , ,