Özlem Dikel: Reklamcı, Fotoğrafçı, Dijital Medya Sanatçısı

Özlem DikelKariyer yolculuğunuzu lütfen kısaca açıklayabilir misiniz?

2004 senesinden beri reklam sektöründe sanat yönetmeni, fotoğrafçı, yazar, çizer, tasarımcı olarak çalıştım. Çok sayıda reklam kampanyası yürüttüm. Sinema ve müzik sektöründen, birçok ünlü ismin albüm ve film afişlerini tasarladım. Bağlı çalıştığım ajanslar dışında birçok derginin ve projenin kreatif direktörlüğünü yaptım. Türkiye’de hemen hemen reklam ve tasarımlarını yapmadığım sektör yok gibi. 2017 senesinde kendi markamı yaratma kararı aldım ve Özlem Dikel Fotoğraf Atölyesi’ni kurdum.

 

Şu an yaptığınız meslekte çalışmak istediğinizi ne zaman ve nasıl keşfettiniz?

Çocukluğumda kendimi büyük ve önemli şirketlerde ünlü bir tasarımcı veya mimar olarak hayal ederdim. Kendi kendime tasarımlar yapar, evler tasarlar çizerdim. Fotoğrafa, resime, mimariye olan düşkünlüğüm o zamanlara dayanıyor. Hatta okula başladığım ilk gün öğretmen “İlerde ne olmak istediğini söylemek isteyen var mı?” diye sorduğunda el kaldırıp “Mimar ya da Tasarımcı olucam”, demiştim. Hatta şöyle bir anım var. İlkokulda ders dinlerken defterlerime resimler çizerdim. Bunun için öğretmenimin beni anneme şikayet ettiğini hatırlıyorum.

 

İlk işinizi yaptığınızda kaç yaşındaydınız?

İlk işimi yaptığımda 22 yaşındaydım. O zamanlar Birgün gazetesinde çalışıyordum. Reklam bölümündeydim ve gazetede yayınlanacak ilanların tasarımını yapardım. İlk işim bir ilan tasarımıydı. İlk tasarladığım ilanı gazetede görünce ve adımı gazete künyesine yazdıklarında çok mutlu olmuştum. Fotoğrafta ilk paramı kazandığımda ise 23 yaşındaydım. Bir firmanın katalog çekimini gerçekleştirmiştim.

 

Üzerinizde en çok etki yaratan kitap hangisidir? Neden?

Victor Hugo “Sefiller” beni ortaokul yıllarında etkilemişti.

Orhan Pamuk, “Benim Adım Kırmızı” lise yıllarıma damga vurmuştu.

Daha sonraları okuduğum Yüzyıllık Yalnızlık,  Gabriel Garcia Marquez.

3 yıl önce okuduğum Tanrılar Okulu,  Elio D’anna. Hepsi bambaşka dönemler başlatmıştır hayatımda.

 

Okumak için genellikle günün hangi saatlerini tercih edersiniz?

Genellikle gece, yatmadan önce. Bazen vaktim olursa hafta sonları gündüzleri de kitap okumayı çok seviyorum. Bir de tatillerde güneşlenirken.

 

Gün içinde en yaratıcı ve üretken zamanınız hangisidir?

Eğer fabrika gibi çalışan büyük reklam ajanslarında hayatınız geçtiyse günün her saatinde yaratıcı olmak zorundasınızdır. Çalışma koşulları sizi her daim üretken olmaya zorlar. Ama genelde gündüz 13:30’dan sonra diyelim.

 

İşlerin yolunda gitmediği zamanlarda en büyük motivasyon kaynağınız nedir ve üstesinden gelmek için ne yaparsınız?

Kendi kendini inanılmaz motive eden bir yapım var benim. Harekete geçmem için kimselerin motivasyon sözlerine ihtiyacım olmaz, ama motive eden insanları da severim o ayrı. Hayat bu, hiçbir şey asla aynı gitmez, inişlere, çıkışlar elbette ki var, ineceksiniz ki daha çok çıkabilesiniz. Hayat sonsuz olasılıklarla dolu, her zaman bir yol var, önemli olan onu bulmaya kendinizi inandırmak ve hayatın akışına güvenmek gerekiyor.

Sıkıntı günlerimin en özel sözüdür: ‘Gün doğmadan neler doğar.’

 

Kariyerinizde en büyük baskıyı hissettiğiniz dönemler üretkenliğinizi-yaratıcılığınızı nasıl etkiledi?

Kariyerimde en büyük baskıyı hissettiğim dönem 2016 senesidir. Çok kısıtlı zamanlarda çok seri şekilde insan dışı mesailerde istenen işler beni tamamen hiçbir şey üretemez ve çalışamaz hale getirmişti. Yaptığım işten ve hayatımdan zevk almamaya ve hayatımın anlamını kaybetmeye başlamıştım. Her şey çok saçma geliyordu ve gücümü tamamen kaybetmiştim. Sonrasında işimden istifa ettim ve kendimi bir süre dinlenmeye aldım. Daha sonra ise Özlem Dikel Fotoğraf Atölyesi’ni kurdum. Yani aşırı baskı, kendi işimi kurmamı teşvik etti.

 

Zorlandığınızı hissettiğiniz bir işle karşılaştığınızda, durumu zihninizde -basitleştirmek- aşmak için kullandığınız bir yöntem var mıdır?

Zor kelimesini kelime dağarcığınızdan kaldırırsanız hiçbir şey zor gelmez. Esas olan azminiz, direnme gücünüz, dayanıklılığınız ve esnekliğinizdir. Bunlardan birkaçına sahipseniz hayatınızda zor kavramı olmayacaktır. Bu sayede size zor gelen her işi aşabilirsiniz.

 

Bir müzik grubunda olsaydınız grubunuzun adı ne olurdu?

‘The Hope’ olurdu. Müzik bana yaşam sevinci veriyor, beni umutlandırıyor, coşkumu artırıyor. O yüzden umuttur müzik. Güne daima müzikle başlarım. Evimde yüzümü bile yıkamadan önce müziği açarım.

 

Yorucu bir günün ertesi sabahında yataktan kalkmanızı sağlayan şey nedir?

Bir aralar kalkamıyordum, işe geç gidiyordum, umrumda bile değildi, hatta gidesim bile gelmiyordu. Ama artık yorucu bir günün ertesi uyandığımda bile mutlu ve zinde uyunabiliyorum. Bunun sebebi ise artık kendi hayallerim için çalışıyor olmam.

 

Çalışırken müzik dinlemenin duyguyu-odağı isteğiniz dışında olmaması gereken farklı yerlere götürebileceği söylenir. Bu fikre katılıyor musunuz?

Pek katılmıyorum. Ben müziksiz çalışamayanlardanım. Yazı yazarken bile arkada kısık bir müzik duymak istiyorum. Bana enerji veriyor. Yaratıcı beyinlerin yakıtıdır müzik.

 

Bir işin en heyecan duyduğunuz aşaması hangisidir? (Fikri bulduğunuz an, yapım süreci, tamamlandığı an.)

Fikri bulduğum an.

 

Üretkenliğinizi-yaratıcılığınızı en çok geliştiren deneyimleriniz nelerdir?

Seyahat etmek, yeni insanlar, yeni yerler, olaylar, tecrübelerim.

 

Bir parfüm harmanlasaydınız içerisine neler eklerdiniz?

Hanımeli, portakal çiçeği (azahar).

 

Çalışma ortamınızda “kesinlikle olmalı” dediğiniz şey nedir?

Müzik, pencere ve çiçek.

 

“Yaratıcı kişi” tanımınız nedir?

Korkusuz, özgüvenli, meraklı, empati kurma kabiliyeti yüksek, çocuk tarafını hala koruyabilen, coşkulu.

 

En sevdiğiniz eşyanız nedir?

Fotoğraf makinelerim ve çiçeklerim.

 

Hayatta en çok kime hayranlık duyarsınız? Neden?

Ben doğaya hayranlık duyuyorum. Onun dışında hayranlık kavramım yok. Kimseyi tabulaştırmam. Dinamik bir takdir etme biçimim vardır.

 

En sevdiğiniz ‘alıntı’ nedir?

“Yaptığımız şeyler kadar yapmadıklarımızla da gurur duyuyorum. Yenilik binlerce şeye hayır demektir.”- Steve Jobs

 

Şu ana kadar gerçekleştirdiğiniz işler içerisinde en gurur duyduğunuz hangisidir?

Kendi işimi kurmam yani Özlem Dikel Fotoğraf Atölyesi’ni kurmam.

 

Süper gücünüz nedir?

Cesaretim ve hayallerim.

 

Kariyerinizin başlangıcına dönebilseydiniz en çok neyi bilmeyi isterdiniz?

Her şey olması gerektiği gibi ilerledi hayatımda. Sevdiğim meslekte çalıştım yıllarca hatta işine aşık bir kadındım sonraları sıkıldım. Yoğun çalışma temposundan çok bunaldığım ve rahatsızlandığım zamanlarda reklam sektörüne girmeseydim dediğim oldu. Ama sonra her şeyin sizi bir yere götürdüğünü anlıyorsunuz.

 

En minnettar olduğunuz şey nedir?

Sağlığım ve zekam. İkisine sahipseniz hayatta her şeye sahipsiniz.

 

Hayatınızın sloganı nedir?

Yaşamın tam anlamı, istediğin insan olmak için dönüşmektir.

 

En iyi tavsiyeniz nedir?

Hayatınızı mutlu yaşayın. Korkularınızın ve alışkanlıklarınızın esiri olmayın. İşinizde, ilişkinizde yolunda gitmeyen şeyler varsa, mutlu değilseniz bu saatten sonra yeni bir ilişki, yeni bir iş nasıl olur diye düşünmeyin. Olur çok da güzel olur. Gelen gideni aratmaz, her zaman daha iyisi vardır. Hayat felsefeniz bu olsun.

 

 

İlgili Bağlantılar:   ozlemdikel.com  /  instgrm/ozlemdikel  /  instgrm/ozlemdikelfotografatolyesi

 

 

Sosyal Medyada Paylaş



Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , ,