Pınar Tuncer: Fotoğraf Sanatçısı, Metin Yazarı

pınar tuncer

Kariyer yolculuğunuzu lütfen kısaca açıklayabilir misiniz?

Fotoğraf çekmeye henüz fotoğraf makinem olmadan, gördüklerimi, sevdiklerimi, unutmak istemediklerimi düşüncelerimde ve kalbimde biriktirerek başladım. Hareketli olan canlı bir anı, bir fotoğraf karesi gibi düşünürdüm hep. Görsel sanata ilgimin artmasıyla beraber Güzel Sanatlar Fakültesine girdim. Yıllar sonra artık bir fotoğraf makinem vardı ve kalbimde zihnimde biriktirdiklerimi bir bir anlatmaya başlayabilirdim.

 

Şu an yaptığınız meslekte çalışmak istediğinizi ne zaman ve nasıl keşfettiniz?

Her türlü ruh halimde fotoğraf makineme veya kağıda-kaleme kaçıyordum. Bu benim için bir şeyleri anlatma yöntemiydi. Birçok eksiği tamamladığımı hissettiriyordu ve neden daha da ileri gitmesin diye düşündüm. Yazarak veya fotoğraflayarak içinde bulunduğum anı daha güzel kılıyordum kendime. Sevdiğim işi yapmalıydım.

 

İlk işinizi yaptığınızda kaç yaşındaydınız?

Amatör olarak 14-15 yaşlarında fotoğrafa-filmlere ilgim arttı. Bir yandan da çizim yapmayı ve yazmayı çok seviyordum. Bir şeyler çizip altına kısa metinler yazmak en sevdiğim vakit geçirme yöntemiydi. Okul gazetelerine de metinler yazıp röportajlar yapıyordum.

 

Üzerinizde en çok etki yaratan kitap hangisidir? Neden?

Uğur Özakıncı’nın “Siyah” adlı kitabı. Üzerine çok kitap okumuş ve birçok kitaptan etkilenmiş olmama rağmen bu kitabın bende yarattığı etki farklıdır. Kitap,”hiçliğin ve mülkiyetsizliğin öyküleri” diye geçer… Sanırım içimde biriktirdiklerimden birçok parçayı buldum bu kitapta. Bir de “Küçük Prens” bana nasıl mutlu olunabileceğini öğretti.

 

Okumak için genellikle günün hangi saatlerini tercih edersiniz?

Ertesi gün bir işim yoksa gece yarısından sonra.

 

Gün içinde en yaratıcı ve üretken zamanınız hangisidir?

Yine gece yarısından sonra. Çalışmak için de yazmak veya fotoğraflarımla ilgilenmek için de hep gece daha istekli oluyorum. Sanki dünya uyuyor ve beni rahat bırakıyor.

 

İşlerin yolunda gitmediği zamanlarda en büyük motivasyon kaynağınız nedir ve üstesinden gelmek için ne yaparsınız?

Özellikle şuna çok fazla inanır ve doğruluğunu savunurum; “herşey olması gerektiği zamanda ve olması gerektiği gibi olur.” Eğer bir şeyler yolunda gitmiyorsa bu o iş için doğru zaman olmayabilir. Mutlaka günü geldiğinde en iyi şekilde olacağını, istediğim şekilde olmazsa da bu şekilde ilerlemesinin daha doğru olduğunu düşünerek huzurlu olurum. Ve elbette bir de kedilerim, yolunda gitmeyen her şeyde onlara bakıp aslında onların varlığının verdiği mutluluğun birçok şeyin üstünde olduğunu düşünürüm.

 

Kariyerinizde en büyük baskıyı hissettiğiniz dönemler üretkenliğinizi-yaratıcılığınızı nasıl etkiledi?

Yorgunluklar ve ufak da olsa umutsuzluklar mutlaka olmuştur. Arada durup dinlenmeli ara vermeli. Ben bunu hep yapıyorum bazen mutlaka ara veriyorum. Yaratıcılığın her zaman aynı yoğunlukta kalması ve sürmesi zaten mümkün değildir. Bunu bilip kendimi de biraz rahat bırakırım.

 

Zorlandığınızı hissettiğiniz bir işle karşılaştığınızda, durumu zihninizde -basitleştirmek- aşmak için kullandığınız bir yöntem var mıdır?

İnsan sorunlar yaşadığında veya zorlandığı durumlarda kısa süreliğine kendinden uzaklaşmalı ve kendine çok yükseklerden bir bakmalı. Uzayda ne kadar küçük olduğunu ve sorunların nasıl da ufaldığını görecektir. Gözde çok büyütülen şeyler aslında o kadar da büyük değildir. Bir de meditasyon ve yoga yapıyorum. Kesinlikle faydası büyük.

 

Yorucu bir günün ertesi sabahında yataktan kalkmanızı sağlayan şey nedir?

Kedilerim ve umut etmek.

 

Çalışırken müzik dinlemenin duyguyu-odağı isteğiniz dışında olmaması gereken farklı yerlere götürebileceği söylenir. Bu fikre katılıyor musunuz?

Ben her zaman müzik dinleyerek çok daha verimli çalışabildiğimi düşünüyorum. Hatta müziksiz vakit geçirmem mümkün bile olmaz gün içinde. Ancak doğadayken doğanın sesini dinlemeyi tercih ederim. İnsan işine göre doğru müziği ve ritmi yakalarsa bu verimli bi sonuç yaratacak, her şeyi istenilen yere götürecektir. Müzik de bilinçli olarak seçilip kullanılmalı.

 

Bir işin en heyecan duyduğunuz aşaması hangisidir? (Fikri bulduğunuz an, yapım süreci, tamamlandığı an.)

Sanırım hepsinde aynı heyecanı yaşarım ki aynı heyecanla sürsün ve bitsin.

 

Üretkenliğinizi-yaratıcılığınızı en çok geliştiren deneyimleriniz nelerdir?

Planladığım işlerin istediğim şekilde ilerlemesi ve sonuçlanması. Bazen de yaptığım hataları farketmek, nedenini bulmak. Kısacası olgunlaşmak. Bunlar yaratıcılığı geliştirip insanı motive ediyor.

 

Çalışma ortamınızda “kesinlikle olmalı” dediğiniz şey nedir?

Müzik ve kedilerim.

 

“Yaratıcı kişi” tanımınız nedir?

Herkesin göremediğini görebilen kişi.

 

En sevdiğiniz eşyanız nedir?

Eşyaları değerli yapan anlamlarıdır ve anılarıdır. Bu yüzden en çok babaannemden kalan müzikli kutum, sonrasında takılarım.

 

Hayatta en çok kime hayranlık duyarsınız? Neden?

Babama sanırım. Çünkü birçok şeyi başarmak için sahip olduğum inatçılık ondan geliyor :)

 

En sevdiğiniz ‘alıntı’ nedir?

İlk aklıma gelen;

“Deliliğimde hem özgürlüğü hem güvenliği buldum; yalnızlığın özgürlüğü ve anlaşılmazlığın güvenliğini. Bizi anlayanlar bizden bir şeyleri tutsak ederler çünkü.” Halil Cibran

 

Şu ana kadar gerçekleştirdiğiniz işler içerisinde en gurur duyduğunuz hangisidir?

Aslında ayırt etmem mümkün değil çünkü yaptığım işi zaten beni mutlu ettiği için yapıyorum ve hepsiyle gurur duymak beni motive eden en büyük şey. Hepsi bir öncekinden biraz daha gurur verici olmalı, beni mutlu etmeli.

 

Süper gücünüz nedir?

Hislerim çok kuvvetli, insanlar ve yaşanacaklar hakkında yanılmıyorum.

 

Kariyerinizin başlangıcına dönebilseydiniz en çok neyi bilmeyi isterdiniz?

Neyin hangi süreçte ilerleyeceğini bilmek böylece zamanı çok daha iyi kullanmak isterdim.

 

Hayatınızın sloganı nedir?

İçinden geleni yaşa!

 

En iyi tavsiyeniz nedir?

Hiçbir şeyi ertelemeyin ve hayatınızda 1 tane de olsa ağaç dikin.

 

 

İlgili Bağlantılar:   pinartuncer.com   /   facebook/PinarTuncerPhotography

 

Sosyal Medyada Paylaş



Etiketler: , , , , , , , , , , ,