Ufuk Boy: Sanatçı

ufuk boy

Kariyer yolculuğunuzu lütfen kısaca açıklayabilir misiniz?

2009 Yılından beri tasarım ile uğraşıyorum. Rüzgar ve dalgaların kumsala savurduğu deniz eskileri ile ilk figürlerimi oluşturmaya başladım. İlk başlarda yılların tüketicisi olarak ne üretsem beni mutlu ediyordu, daha sonra yaptığım işler çevremde beğenilmeye başlayınca estetik ön plana çıkmaya başladı. Diğer taraftan deniz eskileri çok kırılgan olduğu için, süreç bir zaman sonra daha kalıcı işler yapabileceğim malzemelerin arayışına dönüştü.

Çocukluğumun yaz tatilleri babamın kaporta atölyesinde geçti, kaynak kokusu, karpit, boya, lehim, metal, tel bunlar ile 13 yaşlarında tanıştım. Doğal olarak çıraklık döneminde tanıdığım hatta oynamaktan keyif aldığım malzemeler ile yaptıklarım, düşündüğüm kalıcı işlerin oluşmasına önemli katkı sağladı, yön verdi.

2013 yılında atölyemi kurdum, tel ve metal malzeme ile 2 ve 3 boyutlu formlar üretiyor, sergiliyorum. Tel ile çalışmaya ilgi duyanlara yönelik olarak ‘tel atölyesi’ düzenliyorum, tel ile form teknik ve pratikleri üzerine çalışıyoruz.

İlk kişisel sergimi geçen sene açtım, çalışmalarım çeşitli karma sergi ve 2.Bodrum Uluslararası Sanat Bianeli’nde yer aldı.

 

Şu an yaptığınız meslekte çalışmak istediğinizi ne zaman ve nasıl keşfettiniz?

Yaşamımın bir döneminde sıkıldığımı hissettim, tek başıma çıktığım doğa yürüyüşlerinde şekillendi, ilk olarak beni cezbeden şartlardan bir tanesi ‘kimseye bağlı olmadan kendi başına‘ özgür çalışabilme idi.

 

İlk işinizi yaptığınızda kaç yaşındaydınız?

İlk sevdiğim iş 12 yaşında yaptığım bisikletimin modifiyesiydi.

 

Üzerinizde en çok etki yaratan kitap hangisidir? Neden?

Cogito adlı derginin ‘Ezoterizm’ sayısı, içsel yolculuğumu keşfetmemi sağladı.

 

Okumak için genellikle günün hangi saatlerini tercih edersiniz?

Sabah saatleri.

 

Gün içinde en yaratıcı ve üretken zamanınız hangisidir?

Çalışma şartları ve psikolojimin belirleyici olduğunu düşünüyorum, herhangi bir zaman dilimi olabiliyor.

 

İşlerin yolunda gitmediği zamanlarda en büyük motivasyon kaynağınız nedir ve üstesinden gelmek için ne yaparsınız?

Uçağın bulutların içine girdiğini ama hep burada kalmayacağını güneşi tekrar göreceğimi düşünür, bütün gayretimle konuya odaklanıp sorunu çözmeye çalışırım.

 

Kariyerinizde en büyük baskıyı hissettiğiniz dönemler üretkenliğinizi-yaratıcılığınızı nasıl etkiledi?

Motivasyonum azalıyor. Gelecekte yapmayı düşündüğüm projelere odaklanıp motivasyonumu yükseltmeyi, hissettiğim baskıyı minimuma indirmeye çalışıyorum.

 

Zorlandığınızı hissettiğiniz bir işle karşılaştığınızda, durumu zihninizde -basitleştirmek- aşmak için kullandığınız bir yöntem var mıdır?

Böyle bir yöntemim yok doğrusu, her konunun kendine has kuralları olduğu varsayımından yola çıkarak, adım adım ilerlemeyi, genelden ziyade etaplara konsantre olmayı deniyorum.

 

Yorucu bir günün ertesi sabahında yataktan kalkmanızı sağlayan şey nedir?

Kahvaltı, çok severim.

 

Çalışırken müzik dinlemenin duyguyu-odağı isteğiniz dışında olmaması gereken farklı yerlere götürebileceği söylenir. Bu fikre katılıyor musunuz?

Katılmıyorum, konuya daha çok yaklaşmamı sağlayan bir araç olarak görüyorum. Dinlediğiniz müzik türü sanatçı önemli tabii.

 

Bir işin en heyecan duyduğunuz aşaması hangisidir? (Fikri bulduğunuz an, yapım süreci, tamamlandığı an.)

Yapım sürecinde ortaya çıkabilen sürpriz durumlar ilginç olabiliyor. Planda olmayan bir gelişme işin içerisine dahil olabiliyor. Başından sonuna kadar keyif alıyorum. Yeni bir cümle hazırlıyorsunuz, anlaşılır olması ya da tam tersi, okunaklı, imla hatası olmadan hazırlanması vs… Fikir anahtar gibi tek başına kapıyı açmaya yeterli ama ortada bir kapı olması gerekli.

 

Üretkenliğinizi-yaratıcılığınızı en çok geliştiren deneyimleriniz nelerdir?

Aldığımız ölçüde verebiliyoruz, oturup günün tamamında bir şeyler tasarlamak sıkıcı olabiliyor. Yaşam devam ediyor; ondan bir şeyler almak, gezmek, görmek, tanışmak, keşfetmek, kabuğumdan dışarı çıkmak beni oldukça besliyor.

 

Çalışma ortamınızda “kesinlikle olmalı” dediğiniz şey nedir?

Gün ışığı.

 

“Yaratıcı kişi” tanımınız nedir?

Benim yaratıcı kişi tanımımda yaşamının tamamını yönetebilenler var. Yaşamın bütünü’nü yaratıcı bir edim ile sorgulayabilenleri başarılı buluyorum. Yemek yaparken, bahçe ile uğraşırken de yaratıcı olunabilir. İnsan ilişkilerinde de aynı durum söz konusu; kendi ve çevresindekilerin yaşamlarını güzel kılan insanları oldukça başarılı ve yaratıcı buluyorum.

 

En sevdiğiniz eşyanız nedir?

Minimum eşya kullanmaya özen gösteriyorum. Çalışma aletlerim bana çok değerli geliyor.

 

Hayatta en çok kime hayranlık duyarsınız? Neden?

Kendini bilen insanları seviyorum. Etraflarına ışık saçıyorlar.

 

En sevdiğiniz ‘alıntı’ nedir?

“Anlatacakları çok olanların cümleleri kısa olur.”

 

Şu ana kadar gerçekleştirdiğiniz işler içerisinde en gurur duyduğunuz hangisidir?

Sadun Boro anısına yapılacak heykel projesi üzerinde çalışıyorum, bu benim için en heyecan verici çalışma oldu.

 

Süper gücünüz nedir?

Sevgi, Aşk.

 

Kariyerinizin başlangıcına dönebilseydiniz en çok neyi bilmeyi isterdiniz?

İsteklerimiz yaşamın her diliminde içinde bulunduğumuz şartlara bağlı olarak değişiyor. Geriye döndüğümde neyi bilmek isteyeceğimi bugünün şartları ile cevaplayabilmek zor. O günün şartlarına dönebilmem mümkün değil.

 

Hayatınızın sloganı nedir?

Üretiyorum öyleyse varım.

 

En iyi tavsiyeniz nedir?

Hoşgörü.

 

 

İlgili Bağlantılar:   ufukboy.com   /   instagram.com/artellebodrum

 

Sosyal Medyada Paylaş



Etiketler: , , , , , , , , , , , ,