Zeynep Mengi: İletişimci, Gazeteci, Muhabir

zeynep mengi

Kariyer yolculuğunuzu lütfen kısaca açıklayabilir misiniz?

İstanbul Üniversitesi Gazetecilik Bölümü’nü kazandığımı öğrendiğim günün ertesinde birçok yere iş başvurusunda bulunmuştum. Okuldan önce tecrübe kazanmak istemiştim. Yerel bir gazete de beni işe aldı. Okul açılana kadar ufak tefek işler yaptım. Birinci sınıfın 3. veya 4. ayında kültür sanat dergisi Hayvan’da çalışmaya başladım. Ardından Milliyet Sanat’ta staj yaptım. Sonrasında birkaç sektörel yayında görev aldım. Bu sırada üniversite bitti, yüksek lisansa başladım, ders dönemi biter bitmez Hürriyet İK’da muhabir olarak çalıştım. 7 sene süren bu tecrübenin ardından kurumsal iletişim alanında çalışmaya devam ettim.

 

 

Şu an yaptığınız meslekte çalışmak istediğinizi ne zaman ve nasıl keşfettiniz?

Küçüklükten itibaren astronot, ressam, voleybolcu, psikolog olma hayalim lise ikinci sınıfta yazmayı sevdiğimi fark etmekle oldu. O dönemki edebiyat öğretmenim de bunun farkına varmam için yardımcı olmuştur.Küçüklükten itibaren astronot, ressam, voleybolcu, psikolog olma hayalim lise ikinci sınıfta yazmayı sevdiğimi fark etmekle oldu. O dönemki edebiyat öğretmenim de bunun farkına varmam için yardımcı olmuştur.

 

İlk işinizi yaptığınızda kaç yaşındaydınız?

Yerel gazetede çalışmamı işten sayarsak 18.

 

Üzerinizde en çok etki yaratan kitap hangisidir? Neden?

Ağırlıklı olarak gerilim kitapları okumayı seviyorum. Özellikle de beklenmeyen sonları olanlar. Birkaç kitap sayabilirim, Uyuyana Kadar, Trendeki Kız, Das Experiment, Saeculum ilk aklıma gelenler.

 

Okumak için genellikle günün hangi saatlerini tercih edersiniz?

Gece saatleri benim için daha uygun. Sessizlik, karanlık daha iyi konsantre olmamı sağlıyor. Kafam boş ve rahatken de daha iyi odaklanabiliyorum. Haftasonu ise hava güzelse bir parkta okumayı da tercih edebilirim.

 

Gün içinde en yaratıcı ve üretken zamanınız hangisidir?

Bunun için de aynı cevabı vereceğim, gece geç saatler. Hatta haber yazarken ofisin boşaldığı, ışıkların yavaş yavaş kapatıldığı zamanlar benim için en uygun saatler oluyor hep. Sanırım konsantrasyonum çabuk dağılabiliyor. Bu yüzden sessiz sakin zamanları tercih etmeye çalışıyorum.

 

İşlerin yolunda gitmediği zamanlarda en büyük motivasyon kaynağınız nedir ve üstesinden gelmek için ne yaparsınız?

“Bu da geçecek” veya “Ben bunun üstesinden gelebilirim” diye düşünmeye çalışıyorum. Bir yerlerde tıkanmışsam mola vermem şart. Vaktim az ise bulunduğum yerden dışarı çıkmak, temiz hava almak, kahve içmek (hatta bir parça çikolata da varsa yanında harika olur) beni motive edebiliyor. Daha büyük bir problem yaşıyorsam bir süre görmezlikten gelmeye çalışıyorum. Üstesinden gelmek için elimden geleni yapıyorum ama düzelen bir şey yoksa alternatif yollar için plan yapmaya başlıyorum.

 

Kariyerinizde en büyük baskıyı hissettiğiniz dönemler üretkenliğinizi-yaratıcılığınızı nasıl etkiledi?

Baskı olduğunda yazma şeklim direkt etkileniyor. Hatta Hürriyet İK’daki yayın yönetmenim Serdar Devrim “Zeynep sen bu haberi isteyerek, severek yazmamışsın” derdi. Böyle durumlarda sanki ilk defa yazıyormuş gibi yazmam gerekiyordu. Çok sık başıma gelen bir şey olmasa da böyle durumlarda yazdığım metin kendini belli ediyor ne yazık ki.

 

Zorlandığınızı hissettiğiniz bir işle karşılaştığınızda, durumu zihninizde -basitleştirmek- aşmak için kullandığınız bir yöntem var mıdır?

Parçalara bölmek, adım adım gitmek. Özellikle yapılması gereken çok iş varsa ve ben bir noktasında tıkanmışsam sakin olmaya çalışıp hızlı hızlı geçebileceğim küçük işlere bölmeye çalışıyorum.

 

Yorucu bir günün ertesi sabahında yataktan kalkmanızı sağlayan şey nedir?

“Oh, dündü ve üstesinden geldim” düşüncesi. :)

 

Çalışırken müzik dinlemenin duyguyu-odağı isteğiniz dışında olmaması gereken farklı yerlere götürebileceği söylenir. Bu fikre katılıyor musunuz?

Hayır katılmıyorum. Müzikle çok daha iyi çalışabildiğimi düşünüyorum. Hatta deşifre yaparken keşke müzik dinleyebilseydim dediğim çok olmuştur. İşimi yapmak için gerekli enerjiyi müzikten aldığım çok olmuştur.

 

Bir işin en heyecan duyduğunuz aşaması hangisidir? (Fikri bulduğunuz an, yapım süreci, tamamlandığı an.)

En çok fikri bulduğum an. Diğer aşamaları da ayrı heyecanlı. Özellikle yapım sürecine girip her şeyin istediğim gibi gittiğini görmek harika. Bitince çıkan işten memnunsam o da apayrı bir heyecan. Fakat fikri bulduğum an fitilin ateşlendiği an benim için.

 

Üretkenliğinizi-yaratıcılığınızı en çok geliştiren deneyimleriniz nelerdir?

Gezmek, bol bol gezmek. Özellikle de bilmediğim yerler, şehirler ve ülkeler. Bunun dışında yeni insanlarla tanışmak. Bana yabancı olan her şey aslında üretkenliğimi, yaratıcılığımı geliştiriyor. Hiç denemediğim bir yemek bile olabilir bu. :)

 

Çalışma ortamınızda “kesinlikle olmalı” dediğiniz şey nedir?

Çok basit gelebilir ama kalem ve kağıt. :) Telefonlar, akıllı cihazlar elimizin altında olsa da kağıt kalem benim için ilk sırada hâlâ. Not almam gerektiğinde elim telefondan önce kağıt kaleme gider. Kurşun kalem, tükenmez kalem, dolma kalem… Hepsini ayrı severim.

 

“Yaratıcı kişi” tanımınız nedir?

Gözleri benim gördüğümden farklı görebilen kişi.

 

En sevdiğiniz eşyanız nedir?

Kalemlerim :) Çok sevdiğim iki kalemim var. Biri dolma kalem. Öyle özel veya pahalı bir kalem değil. Üzerinde kek resmi var hatta, arada akıtır da hatta ama çok severim. Diğeri de uçlu kalem. Üniversite yıllarında haftalık bir dergi sudoku yayımlardı. Çözüp gönderenlere de kalem hediye ederdi. İşte o kalem de en sevdiğim diğer kalemim. :)

 

Hayatta en çok kime hayranlık duyarsınız? Neden?

Anneannem. 92 yaşında ve bilinci olsun, gündemi takip etme olsun, etrafında olan bitenlerin farkında olmak olsun beni hep etkiledi, etkilemeye de devam ediyor. Onun yaşına gelebilirsem ben de onun gibi olmak isterim.

 

En sevdiğiniz ‘alıntı’ nedir?

Kararsız kaldığım her an kendi kendime tekrarladığım “En kötü karar, kararsızlıktan iyidir.”

 

Şu ana kadar gerçekleştirdiğiniz işler içerisinde en gurur duyduğunuz hangisidir?

Gurur duymayacağım bir iş olmadı. Bu açıdan çok şanslıyım. Kötü veya isteksiz başladığım her işi gurur duyarak bitirebildim. İş değil ama şu sıralar en çok gurur duyduğum, bundan sonra da hep ilk sırada olacak biri var ki o da oğlum.

 

Süper gücünüz nedir?

İyi bir dinleyici olduğumu söylerler. Özellikle şu devirde, insanların konuşmak için sabırsız olduğu zamanlarda süper güçten sayılabilir. :)

 

Kariyerinizin başlangıcına dönebilseydiniz en çok neyi bilmeyi isterdiniz?

Benim için hâlâ geçerli olan bir soru aslında: İşimde mutlu olabilecek miyim? Sanırım önceliğim mutlu olmak. Tabii ki ne kazandığım da önemli ama mutsuzken yaptığım iş de iyi olmuyor.

 

Hayatınızın sloganı nedir?

Bu da bir alıntı, “Hiç hata yapmamış bir insan yeni bir şey denememiş demektir.” Albert Einstein.

 

En iyi tavsiyeniz nedir?

Çok genel bir tavsiye ama çok da geçerli olduğunu düşünüyorum. Babam da bana sık sık hatırlatırdı: “Başkalarına sana nasıl davranılmasını istiyorsan öyle davran.”

 

 

İlgili Bağlantılar:   @zeynepmengi

 

Paylaş:



Etiketler: , , , , , , , , , , ,